Takvim yaprağında sıradan bir tarih gibi duruyor belki ama bu ülkenin hafızasında artık asla sıradan değil. Saat sabaha karşı 04.17’yi gösterdiğinde, sadece binalar değil, hayatlar, umutlar ve tüm planlar da yerle bir oldu. Hepsi aynı anda çöktü üzerimize…
6 Şubat, bize “Ne kadar güçlü olduğumuzu sandığımız anlarda bile ne kadar kırılgan olabildiğimizi” hatırlattı.
O gün ekranlara kilitlendik. Enkaz başında bekleyen bir annenin gözleri, donmuş bir sessizlikte “Sesimi duyan var mı?” diye bağıran bir adam, battaniyeye sarılmış çocuklar, enkazlara “baba” diye haykırıp koşanlar, çocuğu için aldığı ve cebinde unuttuğu bisküviye bakıp ağlayanlar…
Sonrasında verilen her acı rakam, bir evdi. Bir sofraydı. Bir kahkahaydı.
Deprem sadece toprağı sarsmadı, ihmalleri, eksikleri, unuttuklarımızı da gün yüzüne çıkardı. Yıllarca “bir şey olmaz” dediğimiz her şey, o sabah enkazdan bize baktı. Kolonlara sıkışan sorular vardı: Neden? Nasıl? Daha farklı olabilir miydi? Engellenebilir miydi…
Ama 6 Şubat sadece yıkımın tarihi değil.
Aynı zamanda dayanışmanın, insan olmanın, birbirine tutunmanın da tarihi oldu. Adını bilmediğimiz insanların elini tuttuk. Aynı ekmeği böldük, aynı ateşin etrafında ısındık. Bir şehir başka bir şehrin yarasını sardı. O gün, bu toprakların hâlâ güçlü bir vicdanı olduğunu gördük.
Yine de asıl sınav, deprem anında değil, depremden sonra başladı.
Unutmamak zorundayız. Alışmamak zorundayız. Her 6 Şubat’ta birkaç cümle kurup, sosyal medyadan hikaye paylaşmak, sonra kaldığımız yerden devam etmek yetmez. Çünkü deprem takvimle gelmez, hatırlatmayla da gitmez. Hazırlıklı olmak, konuşmak, sorgulamak zorundayız.
Bugün 6 Şubat.
Bir mezar taşının başında sessizce duranlar var. Bir çocuğun odasını hâlâ toparlayamayanlar… Hayatına devam ediyor gibi yapıp, içindeki o sabaha hâlâ uyananlar var. Onlara borcumuz var.
Bu tarih, bize yas tutmayı değil, ders almayı da öğretiyor. Daha güvenli şehirler, daha sağlam yapılar, daha yüksek bir bilinç… Bunlar lüks değil, zorunluluk.
6 Şubat, geçmedi.
Geçmesine izin vermemeliyiz.
Çünkü unuttuğumuz her şey, bir gün bize daha ağır döner. 6 Şubat 2023 tarihinde olduğu gibi…