Avukat Çakır: Okul güvenliği, sadece kapıda görevli bulundurmakla sağlanmaz!
Yeni eğitim öğretim yılının başlamasıyla birlikte öğrencilerin güvenliği yeniden gündemin önemli başlıklarından biri oldu. Avukat Asiye Çakır, okul güvenliğiyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu
Okulların açılmasıyla birlikte velilerin ve eğitim camiasının öncelikli gündemlerinden biri öğrencilerin güvenliği oldu. Öğrencilerin yalnızca akademik başarılarının değil, güvenli bir ortamda eğitim görmelerinin de temel bir hak olduğunu belirten Avukat Asiye Çakır, okul güvenliğinin hukuki açıdan da önemli bir yükümlülük alanı olduğuna dikkat çekti. Avukat Çakır, yalnızca okul kapısında bir güvenlik görevlisi bulundurulmasıyla güvenliğin sağlanamayacağını belirterek, okulların hukuki sorumluluklarına ve alınması gereken tedbirlere ilişkin bilgiler verdi. Çakır, okul güvenliğinin sadece idari bir tercih olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, konunun öğrencilerin yaşam hakkı, vücut bütünlüğü, eğitim hakkı ve kişilik haklarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti.
“Devletin sorumluluğu yalnızca eğitime erişim sağlamak değil”
Türkiye’de okul güvenliğinin öncelikle Anayasa’nın devlete yüklediği koruma ödevleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirten Çakır, eğitim hakkının yalnızca okula erişim imkanının sağlanmasından ibaret olmadığını söyledi. Çakır, devletin eğitimin güvenli ve sağlıklı koşullarda yürütülmesini de sağlamakla yükümlü olduğunu ifade ederek, Türk Borçlar Kanunu’ndaki genel sorumluluk ilkeleri, Türk Ceza Kanunu’ndaki taksirli davranışlar ve kamu kurumları bakımından idarenin hizmet kusuru kavramının da okul güvenliği açısından önem taşıdığını aktardı. Çocukların korunmasına yönelik düzenlemelerin ise eğitim kurumlarında daha dikkatli ve özenli davranma zorunluluğunu güçlendirdiğini belirtti.
Okulun sorumluluğu sınıf kapısında bitmiyor
Okulların hukuki yükümlülüğünün öğrencinin yalnızca ders dinlediği süreyle sınırlı olmadığını vurgulayan Çakır, okul bahçesi, koridorlar, giriş ve çıkış alanları, servis bekleme noktaları, kantin, spor alanları ve okul tarafından düzenlenen etkinliklerin de öğrencilerin korunması gereken alanlar içerisinde bulunduğunu söyledi. Okul yönetimi ve öğretmenlerin öğrenciler üzerinde gözetim ödevi bulunduğunu belirten Çakır, bu görevin öğrencinin kendisine veya başka bir öğrenciye zarar vermesini önlemeyi, dışarıdan gelebilecek risklere karşı tedbir almayı ve meydana gelebilecek bir olayda hızlı müdahale edilebilecek bir sistem oluşturmayı kapsadığını ifade etti.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın okul güvenliğiyle ilgili genelge ve uygulamalarında da giriş ve çıkışların kontrol altında tutulması, yabancı kişilerin okula izinsiz girişinin önlenmesi, nöbet görevlerinin etkin şekilde yürütülmesi, acil durum planlarının hazırlanması ve okul çevresinde kolluk kuvvetleriyle iş birliği yapılmasının vurgulandığını hatırlatan Çakır, okul güvenliğinin “iyi niyet” meselesinden çok daha kapsamlı olduğunu dile getirdi. Çakır, “Okul güvenliği; organizasyon, denetim ve kayıt altına alma meselesidir” değerlendirmesinde bulundu.
Güvenlik açığında sorumluluk tek kişide değil
Okulda güvenlik önlemlerinin yetersiz kalması durumunda sorumluluğun doğrudan tek bir kişiye yüklenemeyeceğini belirten Çakır, olayın niteliğine göre birden fazla kişi ve kurumun sorumluluğunun gündeme gelebileceğini söyledi. Kamu okullarında öncelikli sorumluluğun idareye ait olduğunu ifade eden Çakır, kamu hizmetinin güvenli şekilde sunulması gerektiğine dikkat çekti. Okul yönetiminin mevcut riskleri fark etmesine veya kendisine bildirilmesine rağmen gerekli önlemleri almaması halinde bunun hizmet kusuru olarak değerlendirilebileceğini belirten Çakır, okul müdürü ve yardımcılarının öğrenci giriş çıkışlarını düzenlemek, nöbet çizelgelerini oluşturmak, riskli alanları bildirmek ve çevrede yaşanan olaylara karşı tedbir geliştirmekle yükümlü olduğunu aktardı. Öğretmenlerin ise özellikle ders saatlerinde ve nöbet görevlerinde öğrencilerin gözetiminden sorumlu olduğunu belirtti.
“Güvenlik görevlisi olması yönetimin sorumluluğunu kaldırmaz”
Okullarda güvenlik görevlilerinin bulunmasının önemli bir destek unsuru olduğunu ancak bunun okul yönetiminin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını vurgulayan Çakır, güvenlik görevlilerinin giriş ve çıkış kontrolünü sağlamak, şüpheli durumları bildirmek ve yetkileri çerçevesinde müdahale etmekle görevli olduğunu söyledi. Çakır, okul güvenliği konusunda özellikle şu noktaya dikkat çekti: “Güvenlik görevlisi bulunması, okul yönetiminin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; yalnızca destekleyici bir unsurdur.” Özel okullarda ise okul işletmesinin velilere karşı sözleşmesel sorumluluğunun da bulunduğunu belirten Çakır, öğrenci ile okul arasındaki eğitim ilişkisinin çocukların güvenliğinin sağlanmasını da kapsadığını ifade etti. Bu nedenle olayın niteliğine göre hem özel hukuk hem de kamu düzenine ilişkin kuralların devreye girebileceğini söyledi.
Okul çevresindeki riskler de göz ardı edilmemeli
Okul yönetiminin sorumluluğunun yalnızca okulun fiziki sınırları içerisinde değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Çakır, özellikle okul kapısının önü, giriş ve çıkış saatleri, servis araçlarının toplandığı alanlar ve öğrencilerin yoğun şekilde kullandığı çevrenin de somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Okulun önünde sürekli trafik tehlikesi bulunması, velilerle yabancı kişilerin karıştığı kargaşa yaşanması veya okul çevresinde çocukları tehdit eden unsurların bilinmesi halinde okul yönetiminin bu riskleri görmezden gelemeyeceğini ifade etti. Bununla birlikte okul yönetiminin kamusal asayişin tamamından sorumlu tutulamayacağını belirten Çakır, sokak güvenliği, genel kamu düzeni ve suçla mücadelenin öncelikle kolluk kuvvetleri ile ilgili kamu kurumlarının görev alanında bulunduğunu kaydetti. Ancak okulun gördüğü riski ilgili makamlara bildirmesi, kendi sorumluluk alanında gerekli tedbirleri alması ve öğrenciyi koruması gerektiğini belirten Çakır, hukuken beklenenin mutlak güvenlik değil, makul, öngörülebilir ve etkili tedbirler olduğunu söyledi.
Kamera sistemleri de sınırsız değil
Okullarda alınabilecek güvenlik önlemlerinin riskin niteliğine göre belirlenmesi gerektiğini ifade eden Çakır; kamera sistemi, giriş-çıkış kontrolü, ziyaretçi kayıt sistemi, nöbet düzeni, kapı güvenliği ve acil müdahale planı gibi uygulamaların birçok durumda hukuken beklenen tedbirler arasında yer aldığını söyledi. Ancak güvenlik amacıyla alınan önlemlerde kişisel verilerin ve mahremiyetin de korunması gerektiğini vurguladı. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında öğrencilerin ve personelin görüntülerinin veri niteliği taşıdığını belirten Çakır, kamera kayıt sistemlerinin amacı, sınırları, saklama süresi ve erişim yetkilerinin belirlenmesi gerektiğini ifade etti. Tuvalet ve soyunma odası gibi mahremiyet alanlarında kamera kullanımının ise hukuka açıkça aykırı olduğunu belirtti. Çakır, okul güvenliği sağlanırken yalnızca suçun önlenmesinin değil, çocukların özel hayatının korunmasının da gözetilmesi gerektiğini dile getirerek, hukukta güvenlik ile özgürlük arasında denge kurulmasının esas olduğunu söyledi.
Daha önce yaşanan olaylar önemli bir uyarı
Daha önce okulda yaşanmış bir güvenlik olayının, sonraki süreçte okul yönetiminin sorumluluğunu artırabileceğine dikkat çeken Çakır, öngörülebilir riskin bilinmesinin tedbir yükümlülüğünü ağırlaştırdığını ifade etti. Daha önce izinsiz giriş yaşanması, öğrenciye yönelik dış saldırı gerçekleşmesi, servis alanında yaralanma meydana gelmesi veya okul çevresinde tehdit oluşturan durumların bildirilmesi halinde artık riskin soyut olmaktan çıkacağını belirtti. Çakır, böyle bir durumda okul yönetiminin önlem alma ihtiyacının somut hale geleceğini ve benzer bir olayın tekrar yaşanması halinde “önceden uyarılmış olma” durumunun söz konusu olabileceğini söyledi. Olayın sonucuna göre yalnızca idari sorumluluğun değil, tazminat ve ceza sorumluluğunun da gündeme gelebileceğini belirtti. Son dönemde okul çevresinde yaşanan şiddet olayları, öğrenciler arasında çıkan kavgalar, dışarıdan kişilerin okula girmeye çalışması ve servis ile giriş alanlarında yaşanan güvenlik açıklarının okul güvenliğinin günlük yaşamda karşılığı bulunan bir konu olduğunu gösterdiğini ifade eden Çakır, her olayın kendi koşulları içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“En büyük sorun uygulama bütünlüğünün zayıf olması”
Türkiye’de okul güvenliği konusunda en büyük sorunun mevzuattan ziyade uygulama bütünlüğünün zayıf olması olduğunu belirten Çakır, bazı okullarda güvenlik tedbirlerinin iyi uygulanmasına karşın bazı okullarda önlemlerin yalnızca kağıt üzerinde kalabildiğini söyledi. Okul güvenliğinin rastlantıya bırakılmaması gerektiğini vurgulayan Çakır, okul bazında risk analizi yapılması, geçmişte yaşanan olayların dikkate alınması, çevre koşullarının değerlendirilmesi ve buna göre koruma planı hazırlanması gerektiğini ifade etti. Kurumlar arası koordinasyonun da önemli olduğuna dikkat çeken Çakır, okul yönetimi, emniyet, jandarma, belediye, milli eğitim birimleri ve veliler arasında etkin iletişim kurulmadığında tedbirlerin parçalı kalacağını belirtti. “Bir kapıda güvenlik olması tek başına yetmez” diyen Çakır, giriş kontrolü, kamera, nöbet, servis güvenliği, çevre denetimi ve kriz anında müdahale zincirinin birlikte işlemesi gerektiğini söyledi.
Güvenlik tedbirleri çocukların haklarını ihlal etmemeli
Alınan güvenlik önlemlerinin hukuka uygun ve yeterli olmasının uygulama biçimine bağlı olduğunu belirten Çakır, tedbirlerin ölçülü, planlı ve denetlenebilir olması gerektiğini ifade etti. Görünürde tedbir alınmasına rağmen fiilen kontrol yapılmamasının güvenlik sorununu çözmeyeceğini belirten Çakır, güvenlik gerekçesiyle öğrencilerin mahremiyetine müdahale edilmesinin de ayrı bir hukuki sorun doğurabileceğine dikkat çekti. Güvenliğin yalnızca eğitim yılının başında alınan tedbirlerle sağlanamayacağını ifade eden Çakır; personel eğitimi, düzenli denetim, kayıt sistemi, risklerin güncellenmesi ve velilerle iletişimin eğitim yılı boyunca sürdürülmesi gerektiğini söyledi. Çocuklara yönelik risklerin sürekli değiştiğini belirten Çakır, bu nedenle okul güvenliği politikalarının da güncellenmesi gerektiğini kaydetti.
Velilere ve okul yönetimlerine kritik uyarı
Velilere yönelik en önemli hukuki uyarısının, herhangi bir güvenlik riskinin fark edilmesi halinde bunun yazılı şekilde okul yönetimine bildirilmesi olduğunu belirten Çakır, velilerin konuyu takip etmesi ve kayıt altına almasının önem taşıdığını söyledi. Çakır, uyarısını şu sözlerle tamamladı: “Çocuğun güvenliğini ‘zaten okul bakar’ düşüncesine bırakmayın; risk varsa yazılı olarak bildirin, takip edin ve kayıt altına alın.” Okul yönetimlerinin de bildiği, öngördüğü veya kendilerine bildirilen hiçbir güvenlik sorununu sıradanlaştırmaması gerektiğini vurgulayan Çakır, “Hukuken en ağır sorumluluk çoğu zaman ihmal edilen küçük ayrıntılardan doğar” diyerek sözlerini tamamladı.
Bakmadan Geçme



