Azerbaycan'da başörtüsü tartışması büyüyor! Türkiye'den peş peşe tepkiler
Azerbaycan'da okullarda başörtüsüne yönelik kısıtlamalar, Türkiye'deki sivil toplum kuruluşlarının tepkisini beraberinde getirdi
Azerbaycan’da okullarda başörtüsüne yönelik kısıtlamalar, Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarının gündemine taşındı. Genç Hareket’ten TİMAV’a kadar farklı kuruluşlar, söz konusu uygulamalara tepki göstererek inanç özgürlüğü ve eğitim hakkının korunması gerektiğini vurguladı. Bazı açıklamalarda Türkiye’nin 28 Şubat sürecine de gönderme yapılırken, Azerbaycan yönetimine kısıtlamaların kaldırılması ve yaşandığı belirtilen mağduriyetlerin giderilmesi çağrısı yapıldı.
Türkiye'den tepkiler yükseldi
Azerbaycan'da 21 Eylül ve 6 Ekim tarihlerinde kabul edilen yeni kıyafet düzenlemeleri nedeniyle okullara başörtüsü ile girilmesi yasaklandı. Başörtüsü yasağı nedeniyle eğitim hayalleri ellerinden alınan öğrencilerin gözyaşları ve çaresizliği yürekleri burktu. Öğrenciler ile birlikte eğitimcileri de kapsayan ve '28 Şubat' zihniyetini anımsatan bu karara Türkiye'den tepkiler yükseldi. Halktan ve siyaset arenasından yükselen bu seslere bazı Sivil Toplum Kuruluşları (STK) da destek verdi.
Genç Hareket, Davet ve Kardeşlik Vakfı, Yedi Hilal, Bingöl İslami Kardeşlik ve Dayanışma Platformu ile Türkiye İmam Hatipliler Vakfı (TİMAV), yayımladıkları açıklamalarda Azerbaycan’daki uygulamalara tepki göstererek farklı başlıklardan değerlendirmelerde bulundu, inanç özgürlüğünün korunması gerektiğini vurguladı.
Davet ve Kardeşlik Vakfı: 28 Şubat zihniyeti Azerbaycan'da hortladı
Davet ve Kardeşlik Vakfı, “28 Şubat Zihniyeti Azerbaycan'da Hortladı!” başlıklı açıklamasında, Azerbaycan’da başörtülü öğrenci ve öğretmenlerin okullara alınmadığı yönündeki uygulamaları üzüntü ve endişeyle takip ettiklerini bildirdi.
Nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan bir bölgede böyle bir yasağın uygulanmasını anlamakta güçlük çektiklerini belirten vakıf, eğitim hakkının inanç özgürlüğünün önüne engel olarak konulmasının Türkiye’deki 28 Şubat dönemini ve vesayetçi dayatmaları hatırlattığını ifade etti.
Açıklamada, 28 Şubat zihniyetinin binlerce gencin eğitim hayatını kararttığı, yetenekli zihinleri eğitimden dışladığı ve toplumda derin yaralar açtığı savunuldu. İnanç özgürlüğü ile eğitim hakkının evrensel insan hakları olduğu vurgulanarak, bu hakların kıyafet düzenlemeleri gerekçe gösterilerek engellenemeyeceği belirtildi.
Vakıf, Azerbaycan makamlarına okul kapılarından geri çevrilen öğrencilerin mağduriyetlerinin giderilmesi, ayrımcı uygulamaların derhal sona erdirilmesi ve temel insan haklarının güvence altına alınması çağrısında bulundu.
Yedi Hilal: Azerbaycan'ın medeniyet mirası yasaklarla bağdaşmaz
Yedi Hilal, “Azerbaycan'ın Medeniyet Mirası Yasaklarla Bağdaşmaz!” başlıklı açıklamasında, devlet okullarındaki öğrenci ve öğretmenlerin kıyafet kurallarında yapılan değişikliklerin okul üniformasının bütünlüğünü bozan veya laik eğitim ilkesine aykırı görülen kıyafet unsurlarını engellemeye yönelik adımlar içerdiğini belirtti. Kuruluş, söz konusu düzenlemelerin kamuoyunda tepkiye neden olduğuna dikkat çekti.
Bu tür yasakların toplumsal barışa katkı sağlamayacağını savunan Yedi Hilal, uygulamaların kutuplaşmaya ve tepkiye yol açabileceğini, İslam dünyasıyla ilişkilerde siyasi, sosyokültürel ve stratejik açıdan ciddi zararlara neden olabileceğini ileri sürdü. Açıklamada, özellikle Müslüman halklar nezdinde sempati kaybı ve uzaklaşma yaşanabileceği değerlendirmesi yapıldı.
Türkiye’de 28 Şubat sürecinin ardından benzer dayatmaların toplumu baskı altına aldığı ve ilerlemeyi engellediği ifade edilen açıklamada, Türkiye’nin yasakçı zihniyete karşı büyük bir mücadele vererek bugüne ulaştığı kaydedildi. Yedi Hilal, Türkiye’de bu tür dayatmalara karşı yürütülen mücadelelerin Azerbaycan’ın Ermenistan karşısındaki zaferinin arka planında da yer aldığını savundu.
Azerbaycan’ın İslam kültürü ve medeniyetindeki tarihsel konumuna da değinen kuruluş; Bakü, Gence, Nahçıvan ve Derbent’in medreseleri, camileri, tekkeleri, kütüphaneleri ve rasathaneleriyle önemli ilim ve kültür merkezleri olduğunu belirtti. Açıklamada, Azerbaycan’ın kendi tarihine ve medeniyetine yabancı olduğu savunulan uygulamalara izin vermemesi ve yapılan eleştirileri dikkate alarak düzenlemeyi kısa sürede geri çevirmesi temennisinde bulunuldu.
Genç Hareket'ten Azerbaycan yönetimine çağrı
Genç Hareket, “Azerbaycanlı Müslüman Kardeşlerimizin Yanındayız” başlıklı açıklamasında, Azerbaycan hükümetinin belirsiz bulduğu bir laiklik anlayışını gerekçe göstererek devlet okullarında Müslümanların başörtüsü takmasını yasakladığını öne sürdü.
Azerbaycan ve Aliyev yönetiminin Gazze’deki soykırım olarak nitelendirdiği süreçte siyonist rejimin yanında duran az sayıdaki devletten biri olduğunu ileri süren Genç Hareket, bu tutumun yönetimin kendi halkına yönelik baskı olarak değerlendirdiği uygulamaların arkasındaki anlayışı ortaya koyduğunu savundu.
Dini kardeşliğin dar sınırlarla belirlenemeyeceğini ifade eden kuruluş, gönül coğrafyasındaki tüm insanları önemsediklerini belirterek, “Mazluma kimliğini sormuyoruz. Zalimin bizden olup olmamasıyla da ilgilenmiyoruz” ifadelerini kullandı.
Azerbaycan’daki Müslümanların Türkiye dışında bulunmasının gönül bağlarını ortadan kaldırmadığını kaydeden Genç Hareket, aynı etnik kökenden olmanın tek başına İslami kardeşlik anlamına gelmediğini vurguladı. Kuruluş, Azerbaycan yönetimini gerici olarak nitelendirdiği yollardan vazgeçmeye ve İslami kardeşliğin gereklerini yerine getirmeye çağırdı. Açıklamada ayrıca Azerbaycan, Filistin, Suriye ve Doğu Türkistan başta olmak üzere mazlum olarak tanımladıkları kesimlerle dayanışma içinde oldukları bildirildi.
Bingöl Platformu: Başörtüsü suç değildir
Bingöl İslami Kardeşlik ve Dayanışma Platformu da Azerbaycan’da başörtüsüne yönelik olduğu belirtilen baskı ve kısıtlamalara tepki göstererek inanç özgürlüğünün korunmasını istedi.
Platformun açıklamasında, başörtüsünün Müslüman kadınlar için yalnızca bir kıyafet tercihi değil, inanç ve kimliğin ifadesi olduğu belirtildi. İnsanların inançları nedeniyle ayrımcılığa uğramasının ve temel haklarından mahrum bırakılmasının kabul edilemez olduğu vurgulanırken, “Hiç kimse inancından dolayı aşağılanmamalı, dışlanmamalı ve temel haklarından mahrum bırakılmamalıdır” denildi.
İslam’ın insan onurunu korumayı, adaleti ayakta tutmayı ve zulme karşı durmayı emrettiği belirtilen açıklamada, Bakara suresinin 256’ncı ayetindeki “Dinde zorlama yoktur” ifadesine dikkat çekildi.
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki tarihî, kültürel ve dinî bağlara da değinen platform, kardeşliğin yalnızca sevinçleri paylaşmakla sınırlı olmadığını, haksızlıklar karşısında birbirinin haklarını savunmayı da gerektirdiğini kaydetti. Açıklamada, çağrının herhangi bir halka, millete veya ülkeye düşmanlık amacı taşımadığı; adaletin, karşılıklı saygının ve insan onurunun korunmasına yönelik olduğu belirtildi.
Azerbaycan yöneticilerine ve ilgili kurumlara başörtülü kadınlarla kız çocuklarının haklarını güvence altına alma, inanç özgürlüğünü kısıtlayan uygulamalara son verme ve eğitim kurumları, kamu hizmetleri ile toplumsal yaşamda dinî kimlik nedeniyle mağduriyet yaşanmasını önleme çağrısı yapıldı. Platform ayrıca hak ihlali iddialarının şeffaf biçimde incelenmesini ve mağduriyetlerin giderilmesini istedi.
Uluslararası insan hakları kuruluşları, sivil toplum örgütleri ve dinî kurumlara da çağrıda bulunan platform, insan haklarının siyasi çıkarlara göre değişen bir tutumla değil, herkes için geçerli bir sorumluluk anlayışıyla savunulması gerektiğini ifade etti. Açıklama, “Başörtüsü suç değildir! İnanç özgürlüğü ayrıcalık değil, temel bir haktır. Zulme karşı susmamak, adaleti savunmak ve mazlumun yanında durmak hem insani hem de İslami sorumluluğumuzdur” sözleriyle sona erdi.
TİMAV: İnanç bir engel değil temel bir haktır
Türkiye İmam Hatipliler Vakfı (TİMAV), Azerbaycan’da başörtüsüne yönelik kısıtlamaların din ve vicdan özgürlüğü ile eğitim hakkı üzerine önemli bir tartışmayı beraberinde getirdiğini belirtti.
İnancın bireyin kimliğinin ve özgür iradesinin bir parçası olduğuna dikkat çekilen açıklamada, hiç kimsenin inancı nedeniyle eğitimden, çalışma hayatından veya toplumsal yaşamdan dışlanmaması gerektiği vurgulandı.
Özgürlüğün yalnızca farklı düşüncelere tahammül etmekten ibaret olmadığı ifade edilen açıklamada, farklı inançların haklarına saygı gösterilmesi gerektiği kaydedildi. TİMAV, “Eğitim hakkı, din ve vicdan özgürlüğü herkes için!” ifadeleriyle açıklamasını tamamladı.
STK'lardan ortak vurgu: İnanç özgürlüğü ve eğitim hakkı
Açıklamalarda farklı değerlendirmeler öne çıksa da kuruluşlar, inanç özgürlüğü ve eğitim hakkının korunması gerektiği konusunda çağrıda bulundu. Davet ve Kardeşlik Vakfı ile Yedi Hilal uygulamaları 28 Şubat süreciyle ilişkilendirirken, Bingöl İslami Kardeşlik ve Dayanışma Platformu hak ihlali iddialarının incelenmesini ve mağduriyetlerin giderilmesini istedi. Genç Hareket Azerbaycan yönetimine tepki gösterirken, TİMAV inanç nedeniyle eğitimden ve toplumsal yaşamdan dışlanmama ilkesini öne çıkardı.
Kaynak: Yeni Şafak
Bakmadan Geçme