Prof.Dr. Mustafa Topkafa

Korkulu Rüya

Prof.Dr. Mustafa Topkafa


Çocukların dört gözle beklediği, ebeveynlerin ise bir türlü gelmesini istemediği o koca yaz tatili geldi çattı yine.  Çocuklar evde uzun vakitler geçirmenin, uyumanın, oynamanın arzusunu hayal ederken, ebeveynler üç ay boyunca çocukları hangi kursa yazdırsak, bir işe mi versek diye kara kara düşünmekteler. 


Çalışan anneler çocuklar evde kalırsa evi talan ederler, daha yalnız kalamayacak kadar küçükler diye o spor benim şu kurs senin diye yaz gelmeden araştırma telaşına giriyorlar. Ev anneleri ise aksama kadar devamlı yemek yapmaktan, ortalığı toplamaktan ve çocukların ayağına dolanmalarından şikâyetçiler. Ne yapsak da bu anneleri korkulu rüyalarından kurtarsak acaba?
Bizim çocukluğumuzda öyle evde boş oturmak kesinlikle yoktu. Her çocuk yaza girmeden kendisine yapacak bir iş bulur, hem harçlığını kazanır hem de hayatı öğrenirdi. Esnaflarda çocuklar üç beş kuruş okul harçlığını biriktirsin, geleceğe hazırlansınlar diye onlara kapılarını açardı.  


Bugün ise işler bambaşka. Çocuk işçi çalıştırmanın yasak olması nedeniyle 14 yaşından küçük çocukların çalıştırılması mümkün değil. Üstelik sigorta zorunluluğu ve ağır cezalar da olunca esnaf doğal olarak böyle bir sorumluluğun altına girmek istemiyor. Böyle olunca artık ağaç yaş iken eğilmiyor, sertleşince tam orta yerinden kırılıyor. 


Oysa çalışarak hayatın zor koşullarını öğrenen nesiller daha bir okuma azmi yakalıyordu. Yâda iş hayatı okumaktan daha zevkli geliyorsa erkenden iş hayatına atılıyordu. Şimdilerde ise üniversite bitinceye kadar suya sabuna değmeden hayat geçiriyor çocuklar. Sonrada iş bulamayınca “ev genci” oluyorlar. Gençlerin iş tecrübesi olmadığından birçok işe cesaret edemiyorlar artık o saatten sonra. Bir tarafta eleman bulamamaktan yakınan esnaf, diğer tarafta iş beğenmeyen gençler... Sorun her geçen gün büyüyor. Dün evde anne babaların korkulu rüyası olan çocuklar, bugün de işsizlik nedeniyle devletin korkulu rüyası haline geliyor. Aslında ilkokuldan sonra her çocuk, yaz tatilinin belli bir bölümünde ilgi duyduğu bir alanda kısa süreli staj yapabilse ne güzel olurdu. Devlet çocuklara pastacılık, lokantacılık, mobilyacılık, terzilik, inşaat ya da başka bir mesleği yakından tanıma fırsatı sunabilse... Çocuklar her mesleğin avantajlarını ve zorluklarını yaşayarak öğrense; ellerinin, akıllarının ve yeteneklerinin hangi işe daha yatkın olduğunu kendileri keşfetse veya keşfedilse...


Eğer çalışma hayatı onlara ağır gelirse, okumaya dört elle sarılırlar. Yok, çalışmayı daha çok seviyorlarsa da erkenden bir zanaat öğrenerek eğitim kurumlarını meşgul etmezler.  


Esnaf geleceğin ustalarını yetiştirir, geleceğin yöneticileri de hiçbir mesleğe burun kıvırmamayı yaşayarak öğrenmiş olur.
Hep “Eskiden hükümdarların bile bir mesleği varmış.” diye anlatırız anlatmasına ama iş çocuklarımızın hayata hazırlanmasına gelince onları korumaktan, sorumluluk vermemekten hep geri dururuz. Sonra da “Bu çocuklar neden ayaklarımıza dolanıyor, neden ev genci oldular, neden işsizler” diye dert yakınırız. 


Bugün bizim korkulu rüyamız olan çocuklarımız, yarın toplumun veya devletin korkulu rüyası olmaması için birilerinin elini taşın altına koyması gerekmiyor mu?
 

Yazarın Diğer Yazıları