Sevtap Yıldız

Konya'ya hayranlar

Sevtap Yıldız

Bazen bir şehrin değerini, o şehirde yaşayanlar hatırlatmaz, dışarıdan gelenler hatırlatır. İşte tam da böyle bir hikaye anlatacağım. Almanya’dan karavanlarıyla yola çıkan iki doğasever turistin rotası bu kez Konya’nın Karapınar ilçesine düşüyor. Hayranlık, keşif ve unutulmaz anılar ortaya çıkıyor.

Ricardo Schambach ve Augei Kepler… Avrupa’nın büyük bölümünü gezmiş, doğayla iç içe yaşamayı tercih eden iki gezginden bahsediyorum. Ancak onların Türkiye’de en çok etkilendiği yerlerden biri çoğu zaman bizim sadece “yol üstü” olarak gördüğümüz Karapınar oluyor.

Bu gezginler Meke Gölü’nde kamp kuruyorlar. Dünyada eşi benzeri az bulunan o volkanik güzelliğin tam ortasında, sessizliğin ve doğanın içinde vakit geçiriyorlar. Ardından Acıgöl’de yüzüyor, lavanta bahçelerinde gülüyorlar. Bizim için sıradanlaşan manzaralar, onlar için adeta birer keşif noktası oluyor.

Sadece doğayla sınırlı kalmıyor, tarih de onları kendine çekiyor. Sultan Selim Camii ve Külliyesi’nde geçmişle bugünü bir arada hissediyorlar. Çıralı Gölü’nde gün batımını izlerken ise belki de en net cümleyi kuruyorlar: “Burası eşsiz.”

Peki biz ne yapıyoruz?

Karapınar denince aklımıza ilk ne geliyor? Kuraklık, obruklar, rüzgâr… Oysa aynı Karapınar, gölleriyle, tarihiyle, doğasıyla ve kamp turizmine uygun yapısıyla keşfedilmeyi bekleyen bir hazine olarak görülmeli.

Avrupa’yı karış karış gezen bu insanlar, Türkiye’de buldukları misafirperverliği ve doğallığı özellikle vurguluyor. Yani bizim “alıştığımız” değerler aslında dünyanın aradığı şeyler olarak karşımıza çıkıyor.

Biz sahip olduklarımızı yeterince anlatamıyor, tanıtamıyor ya da fark edemiyoruz. Oysa bir Alman turistin gözünden Karapınar sıradan bir ilçe değil, keşfedilmeyi bekleyen bir doğa harikası.

Bugün turizm dediğimiz şey artık sadece deniz, kum, güneş değil. İnsanlar kalabalıktan uzak, doğaya yakın, özgün deneyimler arıyor. Karavan turizmi ise bu arayışın tam merkezinde. Karapınar ise bu trendin tam ortasında duruyor.

Ama bir şartla…

Bu değerleri koruyabilirsek.

Doğayı tahrip etmeden, plansız yapılaşmaya izin vermeden, bilinçli bir turizm anlayışıyla hareket edersek Karapınar sadece turistlerin uğradığı bir nokta değil, dünyanın konuştuğu bir destinasyon olabilir.

Belki de artık şunu sormanın zamanı geldi…

Karapınar’ı yabancılar keşfederken, biz neden hâlâ geç kalıyoruz?

Bazen en büyük zenginlik gözümüzün önünde durur ancak onu görmek için biraz dışarıdan bakmak gerekir.

Yazarın Diğer Yazıları