Takvimler 7 Ekim’i gösterdiğinde, dünyanın en karanlık sayfalarından biri yeniden açıldı.
O gün sadece bir çatışma değil, insanlığın vicdanında derin bir yara başladı.
Gazze, bir kez daha acının, yıkımın ve çaresizliğin simgesi haline geldi.
Soykırımın üzerinden 2 yıl geçti ancak bu zulüm hala bitmedi. Gazze’de ne çocukların korkusu dindi ne de dünyanın sessizliği tam anlamıyla bozuldu.
2 yıl boyunca bombalanan evler, yıkılan hastaneler, yanan okullar, kaybolan hayatlar…
Bütün bunlar bize bir gerçeği gösterdi: Savaş en çok masumları vurur. Artık bir coğrafyadan değil, bir insanlık dramından söz ediyoruz. Küçük bir çocuğun elinde oyuncak yerine taş, bir annenin kucağında umut yerine yorgunluk var. Gazze’de gökyüzü mavi değil; duman, korku ve dua kokuyor.
Dünya ise bu tabloya alışmış gibi. Birleşmiş Milletler raporları, uluslararası açıklamalar, toplantılar…
Hepsi var, ama adalet hâlâ yok.
Çünkü Gazze’nin yaraları sadece betonun altında değil, insanlığın kalbinde açıldı.
Bugün 7 Ekim.
2 yıl geçti ama hiçbir şey değişmedi. Sadece sayılar büyüdü, mezarlar çoğaldı, umutlar küçüldü. Gazze’nin çocukları hâlâ gökyüzüne bakmaktan korkuyor; çünkü oradan barış değil, ölüm geliyor. Artık kimse susmamalı.
Çünkü sessiz kalan her ses, o yıkıntıların altında yankılanıyor.
Gazze sadece Filistin’in değil, tüm dünyanın aynasıdır.
Ve o aynaya baktığımızda ne kadar insan kalabildiğimizi görürüz.