KRONİK TATMİNSİZLİK
Günümüzde modern insan olarak, istediğimiz her şeye anında ulaşabildiğimiz bir çağda yaşıyoruz ama mutlu değiliz.
İnsan temel ihtiyaçlarını karşılamayı yıllar önce halletti. Fakat ihtiyaç listesine sürekli yenileri eklenerek, sanki ihtiyaç varmış gibi hissettirilerek ihtiyaç hiyerarşisinde yaşamaya sürükleniyor.
Bu sürüklenme kişinin kendi isteği ve arzusu ile değil, milyonlarca kişinin eli ve parmakları ile oluyor.
Düşünün sabah uyandığınız andan itibaren kontrol sizde gibi görünse de, aslında yeryüzündeki tüm insanların parmakları sanki sizin kafanızda bir düğme var ve ona basmak için hazırda bekliyorlarmış gibi bir durumla karşı karşıyasınız.
Geceden kapattığınız telefonunuzu sessizden çıkarmak için veya bir yakınınızı aramak için elinize aldığınız anda, bir şekilde bildirimler, mesajlar vs ile dürtülüyorsunuz ve tonlarca içeriğe maruz kalıyorsunuz.
Her bir içerik karşısında haz bölgeleriniz uyarılıyor ve sürekli bir haz peşinde koşmak zorunda kalıyorsunuz.
İhtiyacınız olmayan ürünler ihtiyacınız ,hiç gitmeyi düşünmediğiniz yerler seyahat planınız ,almayı istemediğiniz şeyler ihtiyaç listeniz olup çıkıyorlar. Hatta o kadar ki, kıskançlık, haset gibi duygular harekete geçerek kişinin o anki huzur durumuna etki ediyor.
Sürekli bu kısır döngünün altında kalan beynimiz resmen hackleniyor.
Elindekinin kıymetini bilmeyen, sürekli ihtiyacı varmış gibi kronik
tatminsizliğe sürüklenen, uydurma ihtiyaçlar peşinde koşan ve sürekli tüketen insanlara dönüşüyoruz.
Bu duruma maruz kalan beynimizi, kendimize ait bir organ haline getirmek için, öncelikle dengeye almak gereklidir.
Bunun için yapılması gereken ilk şey, dijital iradeyi devreye sokarak, ne kadar süreyle kullanılacağı baştan belirlenmelidir. Akıllı kullanım ve verimli kullanım ile beynimizin kontrolünü kendi parmaklarımız dışındaki parmaklardan korumalıyız .
Beynimizi rahatlatmak ve boşaltmak için derin nefes egzersizleri yapmalı. Şükretmeli. Doğa yürüyüşüne çıkmalı. Düzenli uyumalı ve dengeli beslenmeliyiz.