AKIL BAĞIMLI MI ?
"Akıl duyguların kölesidir"
İskoç filozof David Hume tarafından ortaya atılmış bu görüşe göre, insan eylemlerini ve kararlarını aklın değil, duygu ve arzuların yönlendirdiği savunulur.
David Hume aklın kendi başına bağımsız olmadığını, tüm bilgimizin duyusal deneyimlerden kaynaklandığını söyler.
Aklı pasif bir konuma koyan ve empirizmi öne çıkaran bu görüşe tamamen katılmamamda, duyuların insan eylemlerini yönlendirdiği konusuna katılmamak mümkün değil.
Günümüzde, artık insan eylemlerinin bir çoğunun alt yapısını, zihne gelen duygulardan oluşan düşüncelerin oluşturduğu biliniyor.
Hatta son yıllarda, hastalık nedenlerinin de duygu durumlarından oluşan travmalardan kaynaklı olduğu görüşü giderek yaygınlaşmaktadır.
Duygularında bir enerji olduğundan ve frekans yaydığından bahsedilmektedir.
Zihinde sürekli beslenen duyguların bedenimizdeki organlara zarar verdiği dile getirilmektedir.
Mesela, öfkenin mideyi rahatsız ettiğinden, korkunun böbreklere zarar verdiğinden, üzüntü keder hüzün gibi duyguların akciğerleri etkilediğinden ve maddi kaygının bel ağrısına sebep olduğundan söz edilerek, bu duygulardan aranıldığında hastalıkların hafiflediği veya tamamen ortadan kalktığı ifade edilmektedir.
Tüm bunlarda gösteriyor ki aklın dahil edilmediği, duygulara bırakılan an ve durumlarda insan eylemlerinin sonuçları
çokta iyi bir yere gitmiyor.
O zaman bu tür sonuçlarla karşılaşmamak için, ne yapabiliriz gelirsek ;
Allah'ın çağrısına biraz kulak kabartmak gerekir.
Allah gönderdiği kitabında akdetmezmişsiniz, düşünmezmişsiniz diye sürekli aklı ön plana çıkararak, insana aklını
kullanma önerisi sunuyor .
Çünkü, insan girdiği duygu girdabında bazen kendini kaybedebilir, bazen çıkmaza girebilir, bazen hem kendine hem başkalarına zarar verebilir. İşte o anlarda, bu uyarıya bir can simidi gibi sarılmak insanı kurtarabilir.
Mesela duyguların sebep olduğu hastalıklardan kurtulmak için yapılan çalışmalarda, geçmişe giderek o anki duygular canlandırılır ve yaşanan travma göz önüne getirilerek bilinçaltından, bilinç üstüne taşınır.
Yine psikoterapide yapılan şeyde budur. Yaşanan olaydaki bilinçaltına gönderilen düşünceler veya duygular psikolog tarafından konuşturularak bir farkındalık oluşturularak bilinç üstüne getirilir.
İki durumda da yapılan şey aslında, Allah'ın önerdiği aklı devreye sokarak, yaşanılan olayı başka bir açıdan görmek, değerlendirmektir.
O zaman, Allah'ın bizden istediği bu öneriyi hayatımızın her alanında işletime sokmak bizi korur.