Mustafa Sağlam

Hangi Cumhuriyet?

Mustafa Sağlam

Hangi Cumhuriyet?

Cumhuriyet ve krallıktan başka bir yönetim sistemi biliyor musunuz? Peki ya, Cumhuriyet ve Demokrasinin ne olduğunu? Var olan Cumhuriyetler kaça ayrılır? Cumhuriyetin ve demokrasinin ne olduğunu, aralarındaki farkı soralım sizce kaç kişi cevap verebilir? Gerçekten öğretiyor muyuz çocuklarımıza, halkımıza ne olduklarını, yoksa halkın kendi kendini yönetmesi deyip beş yılda bir önüne konulanlara oy atıp kendilerini yönettiklerini zannetsinler ve yaşasın cumhuriyet deyip geçiştirsinler mi istiyoruz. 

Cumhuriyet bir yönetim biçimidir. Cumhuriyette devletin başında halk tarafından seçilen bir kişi bulunur. Demokrasi ise bir yönetim anlayışıdır. Halkın yönetime katılma hakkını, yani özgür seçimleri, eşitliği ve özgürlükleri ifade eder. Demokrasi sadece devlet başkanını seçmek değil, aynı zamanda düşünce özgürlüğü, hukukun üstünlüğü, çoğulculuk gibi ilkeleri de içerir. Gerçek bir demokraside halk yalnızca iktidarı seçme hakkına değil, iktidarı eleştirme, denetleme ve gerektiğinde değiştirme hakkına da sahiptir. Kısacası demokrasi, sadece çoğunluğun yönetmesi değil, azınlığın haklarının da korunmasıdır. Çünkü demokrasi, kazananın her şeyi yapabildiği değil, kazananın da kurallara uymak zorunda olduğu bir yönetim biçimidir. Örneğin; bir ülkede halk sandığa gidiyor ve yöneticilerini seçiyor ancak seçilen yönetim, eleştiren gazeteleri susturuyor, muhalefetin çalışmasını engelliyor ve mahkemeleri kendi kontrolüne alıyorsa o ülkede seçim yapılması demokrasinin var olduğu anlamına gelir mi?

Unutmayın cumhuriyet olup da demokratik olmayan ülkeler var. Yani bu ülkelerde devlet başkanı seçimle gelir ama seçimler adil değildir, halkın özgür iradesiyle yönetim gerçekleşmez, tek aday çıkartılır ve halkın seçmesi beklenir. Kuzey Kore ve Çin Halk Cumhuriyetinde olduğu gibi. Cumhuriyet olmayıp da demokrasinin mükemmel yaşandığı ülkeler vardır. Halkın özgür iradesinin yaşandığı, hukukun üstün olduğu ülkeler; Birleşik Krallık, Danimarka Krallığı veya Japon İmparatorluğu.

Ama öyle cumhuriyetler var ki vekillerin kim olacağını partiler belirler. Halk ise sadece önüne konulanları seçmekle yükümlüdür. O halde vatandaşların görevi seçimden seçime önüne konulanları seçmek ve bir sonraki seçime kadar yöneticilerine seyirci kalmaktır.

Demokrasi sadece sandığa gitmek ve sonra elini eteğini çekmek bir dahaki seçimi beklemek değildir, iyi ve gelişmiş bir demokrasi siyasiler yanlış yaptığı an buna tepki vermek, müdahale etmek ve engellemektir. Ülkenin tamamını ilgilendiren bir konuda referanduma gitmektir. Halka rağmen halk için demek değildir.
Tek bir parti kurarsınız halkın önüne sandık koyarsınız ve cumhuriyet dersiniz tıpkı K. Kore’de olduğu gibi. Önceden bir kral yönetirdi sizi, şimdi bir fırka. Peki ya değişen? 
Evet, sadece bir şeyi kutsayıp diğer gerekli olan unsurları unutursanız ortaya bir kişinin yönettiği kral değil de onlarca kişinin yönettiği bir yönetim çıkar. 

Ne güzel söylemişti Dündar Taşer; “Başkalarının döşediği raylar üzerinde lokomotifi hareket ettirmek, yeni bir şey sağlamaz”. Yüzyıl önce kurulan cumhuriyetimizi nasıl geliştirebiliriz demek gerekmiyor mu halen? 

Ama çıkıyor birileri; “Cumhuriyet tartışmaya açılamaz” diyor. Var olan sistemlerimizi nasıl daha iyi hale geliştirebiliriz diye tartışmak bile yasaklanmaya kalkıyor. Kim bir konu hakkında tartışılamaz diyorsa bilin ki aslında geliştirilemez demek istiyordur. Yaşasın cumhuriyet demekle yaşamıyor. Yaşaması için ne yapıyoruz? 

Durum tıpkı şuna benziyor; düşünün orta çağ da monarşiyle veya aristokrasiyle yönetildiğiniz bir asırda ortaya halkın kendi yöneticisini kendi seçmesi fikrini atıyorsunuz. İletişim ve ulaşımın zor olduğu çağlarda herhalde önce buna kendiniz inanmazdınız. Hadi inandınız diyelim olanaksız derdiniz. Halkın kimi seçeceğini mektupla veya güvercinle mi haber verecektiniz. Eğer siz hala ısrarla kendi kendimize yönetelim dediniz işte o zaman da farklı bir fikirden dolayı ya kelleniz giderdi yâda sürgün yerdiniz. Olayı şu ana uyarlayalım yepyeni bir sistem keşfettiniz ne yapacaksınız? Aman kimseye söylemeyin tıpkı eski çağlardaki gibi maazallah ya sürgün yersiniz ya da ….
 

Yazarın Diğer Yazıları