Gardaş Azerbaycan
Dünyanın her yerinde insanlar İsrail terör örgütünün uyguladığı soykırıma tepki gösteriyor. Hollanda’da yüz bin kişi Gazze için sokaklara dökülüyor. İngiltere de en büyük süpermarket Co-op raflarından İsrail ürünlerini kaldırıyor ve ticaret ilişkilerini askıya alıyor. İspanya, işgalci rejime silah ambargosu uyguluyor. Peki ya aynı dili konuştuğumuz, aynı dini paylaştığımız, aynı geçmişe sahip olduğumuz gardaş dediğimiz birtakım insanlar ve halklar. İşte onlar Filistin'e nefret kusuyor.
Azerbaycan Başkanı İsrail’i yakın dost olarak nitelendirip, İsrail'in petrol ihtiyacını karşılıyor. Kuşçular katliamı, Karadağlı katliamı, Hocalı katliamı gibi büyük katliamlar yaşayan, katliamları yaşayanların bile hala anıları ve acıları taze iken, İsrail'e destek verilmesi, mazlumun yanında değil de zalimin yanında yer alınmasına ne demeli! İş veya çıkar işin içine girince dil, din, ırk ve geçmişin bir kalemde kenara atılacağını mı gösteriyor?
Ne demişler; “Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir.”
İspanya, Hollanda, Slovenya, İrlanda, İzlanda ve Belçika, İsrail’den dolayı Eurovision yarışmasından çekiliyor da bizim gardaş ülke niye katılıyor.
İsrail'in bağımsızlık günü için kutlama mesajı yayınlayan, Türkiye'ye müttefikimiz İsrail’e dostumuz diyen, üstüne üstlük bu yaptıkları yetmez gibi birde “Birileri uğruna Azerbaycan vatandaşlarının hayatını ve sağlığını riske atma niyetinde değiliz” gibi ahlaksız söylemleri hangi kefeye koymalıyız.
21 Eylül 2026 da eğitim öğretim kılık kıyafetinde değişiklik yaparak şimdi de Müslüman kardeşlerimizi okullara sokmayan zihniyet size kimleri hatırlattı. Azerbaycan’a tepkiler yükselince çıktı birde “Herkes yerini bilsin iç işlerimize karışmasın.” demesi yok mu içimizi parçaladı.
Bu söylemlerini keşke başı sıkıştığında, dara düştüğünde söyleseydi. Söylemler köprüyü geçince değişti. Düşünün zor zamandasınız kimse yok yanınızda, gardaşınız çıkıyor sizi yüreklendiriyor, maddi ve manevi destek veriyor, arkandayım diyor. Dualarında, dilinde sizden bahsediyor. Siz zor zamanları onun verdiği manevi destekle üstesinden geliyorsunuz. Kafa tutamayacağınız, boy ölçüşemeyeceğiniz kişilerle mücadeleye giriyorsunuz ve sonuç başarılı olunca bir anda geçmişi silip atıyorsunuz. Yani başarıya ulaşınca, refaha erince sizin verdiğiniz maddi ve manevi desteği küçümsüyor, sizin aklınıza ihtiyacım yok diyor. Şu anki tabloda tam bunu yansıtıyor.
İnanıyoruz ki bu sadece ülke yönetiminde bir takım kendini bilmezlerin oyunu. Halkın birçoğunun yine canı gönülden dil, din ve ortak geçmişe vefa duygusu ile bağlı olduğunu, onların bizi, bizim onları gardaş bildiğimiz gerçeğini silip atamıyor.
Evet, ülke yöneticileri bir takım kararlar alabilir, gardaşı gardaşa sırt çevirmeye çalışabilir ama bu oradakilerin hepsini aynı kefeye koymamızı gerektirmez. Aklımıza bir anda bir zamanlar bizdeki birtakım yöneticilerin de Boraltan Köprüsünde 195 Azeri gardaşımızı ölüme gönderdiği geldi.
Biz; aynı kökten gelen, dilimizin, dinimizin ve gönlümüzün bir olduğu büyük bir aileyiz. Yüce Yaradan’ın kimin aileden olup kimin olmadığını nasıl tarif ettiğini de hatırlarız.
Hani Hz. Nûh, tufan sırasında boğulmak üzere olan oğlu için Allah’a dua edip, “Rabbim! Şüphesiz oğlum benim ailemdendir.” dediğinde, Yüce Yaradan, “Ey Nûh! O, senin ailenden değildir. Çünkü onun yaptığı kötü bir iştir.” buyurmuştu.
Biz de ailemizin içinde kötü işler yapanları ayıklar, yolumuza öyle devam ederiz. Gardaşlığımıza halel getirenlere de sözümüz budur. Bu da böyle biline!