Sevtap Yıldız

Konya'da trafik sadece yol meselesi değil

Sevtap Yıldız

 

Eskiden Konya denildiğinde akla sakin trafik ve rahat ulaşım gelirdi. Anadolu’nun ortasında kurulu bu büyük şehir uzun yıllar boyunca “trafik sorunu olmayan büyükşehir” olarak anıldı. İstanbul’un keşmekeşi, Ankara’nın yoğunluğu, İzmir’in dar yolları konuşulurken Konyalılar direksiyon başında huzurlu bir şehirde yaşamanın konforunu hissediyordu. Ancak son yıllarda tablo değişmeye başladı. Özellikle sabah ve akşam saatlerinde şehrin ana arterlerinde oluşan yoğunluk artık günlük hayatın bir parçası haline geldi.

Şehrin büyümesi, nüfusun artması, araç sayısındaki hızlı yükseliş Konya’yı trafik gerçeğiyle yüz yüze bıraktı. Üstelik bu sorun yalnızca direksiyon başındaki sürücüleri değil, toplu taşıma kullananları, yayaları, öğrencileri ve hatta esnafı bile etkiliyor. Ama hızla artan nüfus ve dışardan alınan göç göz önünde bulundurulduğunda bu yoğun trafik bekleniyordu aslında.

Sabah saatlerinde Nalçacı, İstanbul Yolu, Beyşehir Çevre Yolu, Ankara Caddesi ya da Fetih Caddesi’nde birkaç dakika geçirmek bile şehrin nasıl değiştiğini anlamaya yetiyor. Kırmızı ışıklarda uzayan araç kuyrukları, kavşaklarda yaşanan sıkışıklık ve korna sesleri artık Konya’nın da günlük manzaraları arasında yer alıyor. Bir dönem “10 dakikada her yere ulaşılabilen şehir” olarak görülen Konya’da artık insanlar işe geç kalma hesabı yapıyor ve ona göre evden çıkıyor.

En dikkat çekici nokta ise şu: Trafik yoğunluğu yalnızca belirli bölgelerde kalmıyor. Yeni yapılan siteler, AVM’ler, iş merkezleri ve hastaneler belirli bölgelerde ciddi bir araç yükü oluşturuyor.

Bunun temel nedenlerinden biri de özel araç kullanımındaki büyük artış. Artık neredeyse her evde bir değil, iki hatta üç araç bulunuyor. İnsanlar toplu taşımadan çok kendi araçlarını tercih ediyor. Çünkü birçok kişi için tramvay ya da otobüs yeterince hızlı veya konforlu görünmüyor. Ancak herkes aynı anda kendi aracını kullanınca şehir nefes alamaz hale geliyor ve trafik oluşuyor.

İşin ilginç tarafı şu ki Konya fiziksel olarak geniş bir şehir. Yani teoride trafik sorununun daha az hissedilmesi gerekir. Fakat geniş olmak tek başına çözüm değil.

Bugün birçok kavşakta aynı problem yaşanıyor: kapasite aşımı.

Bir başka önemli mesele de sürüş kültürü. Konya’da son yıllarda trafikte agresiflik gözle görülür şekilde arttı. Sinyal vermeden şerit değiştirenler, kırmızı ışık ihlalleri, ikinci sıra parklar, makas atanlar ve bilinçsiz motosiklet kullanımı yoğunluğu daha da artırıyor. Trafik yalnızca yol meselesi değildir, aynı zamanda bir kültür meselesidir. İnsanlar birbirine saygı göstermediğinde en geniş bulvarlar bile kilitlenebilir.

Özellikle okul saatlerinde yaşanan düzensizlik dikkat çekiyor. Çocuklarını okul kapısına kadar bırakmak isteyen yüzlerce araç aynı anda dar sokaklara girince kısa süreli ama ciddi tıkanmalar oluşuyor. Bu durum hem güvenliği hem de akışı bozuyor. Aynı manzara hastane çevrelerinde de yaşanıyor.

Aslında bu noktada çözüm yalnızca yeni yol yapmak değil. Çünkü dünyadaki birçok örnek gösteriyor ki yalnızca yol genişletmek kısa vadede rahatlama sağlıyor, sonra trafik yeniden artıyor. Kalıcı çözüm için toplu taşımanın daha cazip hale gelmesi gerekiyor. İnsanlar toplu taşımayı hızlı, temiz ve güvenilir bulursa özel araç kullanımında azalma olabilir.

Ama belki de en önemli mesele zihniyet değişimi.

Çünkü trafik sadece belediyenin çözebileceği bir problem değildir. Vatandaşın da sorumluluğu vardır. Gereksiz araç kullanımı, hatalı park, kuralsızlık ve sabırsızlık bu sorunu büyütüyor. Herkes birkaç dakika kazanmak isterken şehir saatler kaybediyor.

Yazarın Diğer Yazıları