Sevtap Yıldız

Hep aynı manzara

Sevtap Yıldız

 

Maalesef her yaz aynı manzarayla karşılaşıyoruz. Ufuk çizgisinde yükselen dumanlar, sosyal medyada hızla yayılan yangın görüntüleri ve ardından gelen “Nasıl başladı?” sorusu… Çoğu zaman cevap ot temizliği için yakılan ateş oluyor.

Aslında niyet masum görünüyor. Tarlayı, bahçeyi, yol kenarını yabani otlardan arındırmak. Ancak yöntem bir felakete sürükleyebiliyor. İşte tam da burada başlıyor asıl mesele. Çünkü kontrol altında tutulduğu düşünülen o küçük ateş, rüzgarın yön değiştirmesiyle birkaç dakika içinde kontrolden çıkabiliyor. Hem de ne olduğunu anlamadan… Bir kıvılcım, yüzlerce hektarlık ormanı yutacak bir felaketin başlangıcı olabiliyor. Geriye ya maddi hasar ya da can kaybı kalıyor.

Üstelik bu durum sadece doğaya zarar vermekle kalmıyor. Yanan her ağaç, yok olan her canlı, kaybedilen her hektar aslında bizim geleceğimizden çalınan bir parça. Ormanlar sadece ağaç değildir. Onlar suyun, havanın, toprağın dengesidir, kuşun yuvası, insanın nefesidir. Ve biz bu dengeyi birkaç saatlik kolaylık uğruna maalesef riske atıyoruz.

Ot yakmak yıllardır süregelen bir alışkanlık olabilir. Ama her alışkanlık doğru değildir. Hele ki bedeli bu kadar ağırsa… Bugün teknolojinin, belediye hizmetlerinin ve alternatif yöntemlerin bu kadar geliştiği bir çağda, hala ateşi çözüm olarak görmek ne kadar akılcı sizce?

Dahası da bu tür yangınların büyük bölümü önlenebilir. Yani kader değil, ihmal. Belki de en acı olan bu. Çünkü önlenebilecek bir felaketin ardından “Keşke” demek, hiçbir şeyi geri getirmiyor. Ve daha çok can yakıyor.

Unutmamak lazım ki ateşle temizlik olmaz, sadece yok oluş olur. Birkaç kuru daldan kurtulmak isterken, binlerce canlıyı yok etmek, gökyüzünü dumanla kaplamak ve geleceği karartmaya hiç gerek yok…

Yazarın Diğer Yazıları