ŞEFKAT DİLİ Mİ ? KOŞULLU SEVGİ Mİ ?
Kendisine emanet olarak verilen çocuklara karşı ebeveynler nasıl davranacağını eğitimini nasıl vereceğini kimden öğrenmeli ?
Kendisinden önce yaşamış olan atalarından mı ?
Toplumdan mı ?
Bireysel olarak içgüdüsel yapısından mı ?
Bu sorunun bir tek cevap hakkı yok maalesef.
Ama bir şık daha var.
Allah'ın rehberliğinde onun koyduğu ölçüler dahilinde hareket ederek...
Bu son şık hem çocuğun özgürlük hakkını koruyan hem de ebeveyn olarak verilen nimete karşı sorumluluk bilinci taşıyan bir eğitim şeklidir.
Ebeveynlere sorumluluk olarak, henüz anne karnında iken başlayan ve ergenlik dönemi ile devam eden, örnek olma anlatma hatırlatma ile sevgi, şefkat, merhamet ölçüsünde davranarak emanetin bilincinde olması önerilir.
Bu konuda birçok peygamberin hayatından kesitler örnek olarak verilmiştir.
Mesela Hz Nuh'un hikayesinde, tufan geldiğinde kendisine inanmayan oğluna karşı olan davranışından, kendi sözünü dinlemeyen bir ebeveynin çocuğuna karşı nasıl davranması gerektiğini öğrenebiliyoruz.
Nedir bu davranış ?
Hz Nuh'un oğlu, Nuh a.s. isyan eden, inanmayan insanlar içinde onlarla birlikte hareket etmesine, kendi çağrısına uymamasına rağmen " Ya büneyye" " Canım oğlum" diyerek şefkatli bir sesle gel şu gemiye bin bizimle birlikte ol diye çağırıda bulunuyor.
Burada görmemiz gereken davranış biçimi şudur.
Oğlunun tercihi kendi istediği istikamette olmamasına rağmen bunun bilincinde olarak yine de şefkatle sesleniyor.
Oğlu onun çağrısını reddetmiş, ona karşı direnmiş ama yine de o evladından şefkat dilini esirgemiyor.
Günümüzde böyle bir sınavı olan ebeveynler ne yapıyorlar.
Allah için bir çağrı söz konu bile değilken, herhangi bir meselede, kendi sözünü dinlemeyen veya çocuğunun kendi yolunu seçmesine bile izin vermeyen ebeveynler, evladına baskı uyguluyor, tehdit ediyor, yargılıyor ,hakaret ediyor küsüyor, konuşmuyor ve aşağılıyor.
Böyle bir tavırla hareket eden bu ebeveynler kendisine verilmiş emanete bir yerde zulmediyor. İstediğim gibi olursan, istediğim gibi yaparsan, benim dediğimi dinlersen diyerek çocuğa koşullu ebeveynlik yaparak, istismar ediyor. Kendince yönlendiriyor veya eğitiyor, doğru olanı yapıyor.
Doğruda kimin doğrusu...
Koşullu ebeveynlikte, çocuğa, sevgi ve övgü sadece başarılı olduğunda verilir. Hata yaptığında ebeveyn sevgisini geri çeker, çocuğuna küser, konuşmaz. Duygular çocuğu terbiye etmek veya yönlendirmek için bir baskı unsuru olarak kullanılır.
Böyle bir sevgi çemberinde olan çocuk derin yaralar alır. Özgüven problemleri olur sürekli başarması gerektiğine inanır. Hata yapma korkusu ile sürekli mükemmeliyetçi olmak zorunda hisseder ve kaygı içinde olur. İlişkilerinde devamlı onay arar.
Ebeveyn olarak yanılgıya düşülen nokta, verilen nimete böylesi bir davranış uygulayarak oradan hayır beklentisine girmek.
Çünkü Nuh peygamberin gösterdiği şefkat dili, her konumda geçerli bir dil örneği.
Çocuk hata yapsa da, yanlış yolda ols ada, başarsa da, başarmasa da her daim o merhamet ve sevgi koşulsuz gösterilmesi gerekir.
O zaman verilen sorumluluğu yerine getirmiş, emaneti gerektiği gibi davranmış korumuş olursun.