Halime Bilgin

İÇSEL ÖZGÜRLÜK

Halime Bilgin

İÇSEL ÖZGÜRLÜK

Özgürlük, kişinin dışsal koşulların dayattığı belirlenimciliğe (determinism) karşı kendi iç dünyasındaki egemenliğini ve iradi yönelim gücünü ifade eder.

Modern psikoloji, İçsel özgürlüğü, dışsal uyaranlar ile bunlara verilen otomatik tepkiler arasındaki mesafeyi görebilme ve bu boşlukta bilinçli bir tercih yapabilme becerisi olarak tanımlar.

Tarihsel süreçte geriye gittiğimiz zaman, içsel özgürlüğün teorik ve pratik temellerini atan en önemli akımlardan biri Antik stoacı gelenektir.

Epiktetos’un "İnsanları rahatsız eden şeyler olaylar değil, o olaylar hakkında edindikleri görüşlerdir" sözü , içsel özgürlüğün zihinsel bir inşa olduğunu vurgular.

Staocı'lara göre, gerçek içsel özgürlük, dışsal olayların etkisinden bağımsız olarak zihinsel sükuneti koruyabilme kapasitesidir.

Piskoloji tarihinde, içsel özgürlük için önceleri varoluşsal ve sorumluluk bağlamında tanımlamalar yapılmış.
Mesela, "Sartre'nin insan özgürlüğe mahkumdur."  ifadesi bireyin her koşulda bir anlam seçme ve kendi özünü inşa etme zorunluluğuna dikkat çekmiş.

Günümüzde ise Modern Psikoloji, içsel özgürlüğü soyut felsefi  bir kavram olmaktan çıkarıp ampirik olarak incelenebilir bir yapıya dönüştürmüştür.

Edward Deci ve Richard Ryan tarafından geliştirilen öz belirleme kuramı üzerinden, bireyin sosyal etkileşim sürecinde karşılaştığı tutum ve davranışları değerlendirerek açıklamıştır.

Öz belirleme teorisi davranış düzenlemesi ile ilgili motivasyonları ve kaynakları açıklayan kapsayıcı bir kuramdır. Bu kurama göre,
insanın psikolojik açıdan sağlıklı ve özgür hissedebilmesi için üç temel içsel motivasyon kaynağına ihtiyacı vardır.

Bunlar, Özerklik (Kişinin eylemlerinin kaynağının kendisi olduğunu hissetmesi) Yetkinlik;
(Kişinin çevresi ile başa çıkabilme ve becerilerini sergileyebilme inancı) İlişkisellik ( Kişinin başkalarıyla anlamlı bağlar kurma ihtiyacı)

Bu çerçevede içsel özgürlük, bireyin dışsal ödül ve ceza mekanizmalarından sıyrılarak kendi içsel değerleriyle uyumlu hareket etmesi anlamına gelir.

Yalnız burada içsel değerler olarak bilinin ve benimsenen bir çok şeyinde aslında toplumsal normlardan kaynaklı, kültürel ve ideolojik dayatmalardan gelen içselleştirmeler olduğunun farkında olmak gerekir.

Çünkü geçmişte yaşanan travmalar ve ezbere öğrenilmiş davranış kalıpları bugünün seçimlerini  esir almış olabilir.

Bu nedenle, bu konuda ilerlemek için öncellikle kişinin kendi davranışlarını gözlemlemesi, zihnine gelen düşüncelerin gerçekten kendine mi ait olduğunu sorgulaması, beklentilerden ve onay arayışından özgürleşmesi ve  korkularıyla yüzleşerek, kendisi ile barışması yapılacak  olanlardır.

Ve bilinmesi gereken şu ki içsel özgürlük her şeyin yolunda gitmesi demek değildir. Her şey yolunda gitmese bile zihnin ve kalbin sükunetini koruyabilme gücüdür.

Yazarın Diğer Yazıları