Mustafa Sağlam

Kod Adı: KRİZ

Mustafa Sağlam

Kod Adı: KRİZ

Kriz denince aklımıza; beklenmeyen bir anda ortaya çıkan, işleyişi bozan ve acil müdahale gerektiren, zor veya bunalımlı bir durum gelir. Peki, göz göre göre gelen ve önlem alınmayan bir durum ortaya çıktığında buna ne ad veririz? Tabii ki ihmal.

“Kriz bizim kod adımızdır” desek yanlış olmaz galiba. Önce kriz meydana gelir, sonra biz önlem alırız. Yani bir nevi krizle yaşamayı, kriz olduktan sonra müdahale etmeyi alışkanlık, hatta adeta bir anane hâline getirmişiz. İnsan, yaşamı boyunca farklı badireler atlatır, atlatmasına ama bizdeki, birkaç yılda bir aynı krizlerle yeniden savaşma sanatıdır.

İnancımızda kader duygusu; “Sen sana düşeni yap, elinden geleni yerine getir, elinde olmayan olaylara sabret.” der. Ama biz, başımıza gelen her kötülüğe önlem almadan, gereğini yerine getirmeden sabretmeyi öğrenmişizdir. Sonra da buna kader, nasip veya takdir-i ilahi der geçeriz. İnsan düşer, kalkar da yine aynı yerde düşmez. Düşerse eğer, ahmak diye adlandırılır.

Kemal Sunal’ın “Zam Zam” diye sabah uyandığı gibi, biz de her sabah yeni bir krizle uyanırız bu hayata.

Fon krizi, Tosuncuk krizi, 28 Şubat krizi, 2001 krizi… Ekonomi zaten başlı başına kriz.

Ama merak etmeyin; gelen krizler bizi hep teğet gelip geçer!

Güçlüler, fırıldaklar her türlü işi çevirir bizde. Birileri de halkı silkelemesine çoğu zaman göz yumar Halkın üç kuruşu da silkelendi mi, sonra iki üç kişiyi günah keçisi ilan eder ve yolumuza devam ederiz.
Eşkıya çalarken çalıyor da, sizi korumakla görevli olanlar o sırada ne yapıyor?

Durun, bunu kendi ağızlarından çıkan sözlerle cevaplayalım:

-“Çalana, çırpana, öğrenciler için burs topluyoruz diyerek yönettiği şehri haraca bağlayanlara ses çıkarmayıp, bu milletin evlatları için samimiyetle koşturanlara engel çıkaranları sadece maşeri vicdana havale ediyoruz.”
-Bakan çıkmış, bazı meslek gruplarının bildirdiği aylık brüt gelirleri duyunca “Şok olacaksınız.” diyor. Eczacı: 66.236 TL, Avukat: 33.641 TL. Kuyumcu: 42.360 TL. Kadın kuaförü: 4.729 TL.

Düşünün, siz halk olarak devlete yetki veriyorsunuz. “Bizim hakkımızı, paramızı, vergimizi koruyun, çaldırmayın, sahip çıkın.” diyorsunuz.

Onlar ne yapıyor? Bilgi verip, havale ediyorlar! İyi de kardeşim, bunu bize niye anlatıyorsun?

Yetki sende, denetim sende, vergiyi toplama görevi sende. Kayıt dışıyla mücadele etmek de senin görevin. 
Bitti mi? Tabii ki bitmedi Fon krizi hakkında “Sorumluluğu olan kim varsa, bunlardan hukuk önünde hesap sorulacaktır. Bu konuda en küçük bir tereddüt olmamalıdır.” diyor. Biz de diyoruz ki sizin de hiç tereddüdünüz olmasın yapılan son anketlere göre halkın %76’sı hukuka, adalete ve söylenen sözlere zaten güvenmiyor.
Yazımızı bir hikâyeyle bitirelim; İstanbul’un kenar semtlerinden birinde yaşayan yaşlı bir kadıncağızın evi bir gece soyulur.  Kadın saraya giderek padişahın huzuruna çıkmak istediğini görevlilere bildirir. İsteği kabul edilir ve yaşlı kadıncağız, Kanuni Sultan Süleyman’ın huzuruna çıkarılır. Kadın, başından geçenleri anlatır ve evinin soyulmasından dolayı padişaha sitem eder:

— Padişahım, evim soyuldu. Malım, mülküm ne varsa alıp götürdüler.
Kanuni, kadının sözlerine biraz öfkelenerek sorar:
— Bana bak kadın! Sen niçin bu kadar derin uyudun da evinin soyulduğunu fark etmedin?
Yaşlı kadıncağız, hiç tereddüt etmeden padişahın gözlerinin içine bakar ve şöyle cevap verir:
— Padişahım, kusura bakma… Biz seni uyanık bilirdik. Onun için evimizde rahat rahat uyuyorduk.
Kanuni Yaşlı kadının sözündeki hakikati anlar. Başını öne eğerek:
— Haklısın der.
Ardından kadının çalınan mallarının bedelinin devlet hazinesinden değil, kendi şahsi malından karşılanmasını emreder.

Yazarın Diğer Yazıları