Dünyanın gündemi sürekli değişiyor
Sevtap Yıldız
Şehirler ise artık yalnızca insanların yaşadığı, çalıştığı ve üretim yaptığı alanlar olmaktan çıktı. Aynı zamanda iklim krizinin etkilerinin hissedildiği, ekonomik eşitsizliklerin derinleştiği ve geleceğin şekillendiği merkezler hâline geliyor. Bu nedenle şehirleri yönetmek, bugün her zamankinden daha büyük bir sorumluluk gerektiriyor.
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ın İsviçre’nin Cenevre kentinde düzenlenen 6. Birleşmiş Milletler Belediye Başkanları Forumu’nda yaptığı açıklamalar da tam bu noktada önem taşıyor. Dünya Belediyeler Birliği (UCLG) Başkanı ve COP31 Şehirler ve Yerel Yönetimler Özel Elçisi sıfatlarıyla uluslararası platformda söz alan Altay, konut sorununu yalnızca ekonomik bir mesele olarak değil, iklim mücadelesiyle doğrudan bağlantılı bir konu olarak sundu.
Bu yaklaşım, üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir gerçeği ortaya koyuyor. Bir şehrin geleceğini planlamak, yalnızca yollarını, binalarını ve meydanlarını inşa etmekten ibaret değildir. O şehirde yaşayan insanların nasıl bir hayat süreceğini de planlamak şart.
Dünya genelinde 2,8 milyardan fazla insanın yetersiz barınma koşullarıyla karşı karşıya olması, meselenin büyüklüğünü gözler önüne seriyor. Artan konut maliyetleri, finansmana erişimde yaşanan güçlükler ve konutun yatırım aracı olarak görülmesi, barınmayı milyonlarca insan için giderek zorlaşan bir ihtiyaca dönüştürüyor.
Oysa konut, insanın temel ihtiyaçlarından biri. Güvenli ve erişilebilir bir eve sahip olmak, yalnızca ekonomik güce bağlı bir ayrıcalık olarak değerlendirilmemeli. Barınmak yüzyıllardır temel bir haktı. Bu böyle devam etmeli.
Başkan Altay’ın Cenevre’de yaptığı konuşmada konutun finansallaşmasına ve spekülasyona dikkat çekmesi bu açıdan anlamlı. Çünkü konut fiyatları yükselirken yalnızca ev sahibi olmak isteyenlerin hayalleri ertelenmiyor, şehirlerin sosyal dengesi de değişiyor. İnsanlar işlerine, eğitim kurumlarına ve sosyal imkanlara yakın bölgelerde yaşamakta zorlanıyor. Şehir merkezleri ile çevre bölgeler arasındaki eşitsizlikler derinleşebiliyor.
Dolayısıyla konut politikaları, belediyelerin öncelikli gündem maddelerinden biri olmak zorunda. Üstelik bu politikalar yalnızca yeni binalar üretmekle sınırlı kalmamalı, planlı kentleşmeyi, sosyal konut uygulamalarını, enerji verimliliğini ve yaşam kalitesini birlikte gözetmeli.
Burada önemli olan, uluslararası düzeyde temsil edilen fikirlerin yerel ölçekte karşılık bulmasıdır. Dünyanın farklı şehirlerinde geliştirilen başarılı uygulamaların paylaşılması, Konya gibi gelişen kentler için de yeni imkanlar oluşturabilir.
Şehirleri geleceğe hazırlamak, önce insanın yaşam hakkını ve ortak geleceğimizi korumaktan geçiyor…