İleriye dönüşüm
Sevtap Yıldız
Bir şeyi çöpe attığımız zaman onun hikayesinin bittiğini düşünüyoruz.
Poşet, plastik şişe, karton kutu, cam şişe… Çöp kutusuna gittiği an gözümüzün önünden kayboluyor. Oysa ortadan kaybolan şey atığın kendisi değil, sadece bizim görüş alanımız.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un açıkladığı son rakamlar, “çöp” olarak gördüğümüz şeylerin doğru sistem kurulduğunda nasıl bir ekonomik ve çevresel değere dönüşebileceğini bizlere çok net gösteriyor.
9 yılda 90 milyon ton atık dönüştürülmüş.
Bu rakamı sadece “90 milyon ton çöp” olarak okumak büyük resmi kaçırmak olur. Çünkü bu dönüşümün karşılığında 613 milyon ağacın kurtarıldığı, yaklaşık 2 trilyon litre su tasarrufu sağlandığı, 270 milyar kilovatsaat enerji kazanımı elde edildiği ve ekonomiye 365 milyar liralık katkı sağlandığı belirtiliyor. Rakamların her biri aslında aynı şeyi söylüyor:
Çöp, doğru yönetildiğinde kaynak oluyor.
Fakat burada yalnızca devletin ya da belediyelerin sorumluluğundan söz etmek yeterli değil. Sıfır Atık meselesinin en önemli halkası, evimizin içindeki çöp kutusuna kadar uzanıyor. Bir kâğıdı diğer atıklardan ayırmak küçük bir davranış gibi görünebilir. Plastik şişeyi ayrı toplamak, camı çöpe karıştırmamak ya da kullanılabilir bir ürünü hemen çöpe göndermemek de öyle… Ama milyonlarca insan aynı küçük davranışı tekrarladığında ortaya milyonlarca tonluk bir dönüşüm çıkıyor.
Bugün yüzde 37,53’e ulaşan geri kazanılabilir atık oranı da bu açıdan önemli. Ama yüzde 37,53 aynı zamanda önümüzde hâlâ ciddi bir alan bulunduğunu da gösteriyor.
Çünkü geri dönüşüm yalnızca “çöpü ayırmak” değildir.
Üretimden tüketime, tüketimden toplamaya, toplamadan ayrıştırmaya kadar uzanan büyük bir zincirdir. Zincirin herhangi bir halkası aksadığında sistemin verimi de düşer. Üstelik mesele sadece bugünün çevresi değil. Bugün çöpe attığımız her ürünün, yarının toprağına, suyuna ve havasına bir karşılığı var. Geri dönüşüm aslında, ileriye doğru, geleceğe doğru emin adımlarla ilerlemektir.