Sağlıklı yaşam bizden uzaklaşıyor
Sevtap Yıldız
Geçmişte bir mevsim değişirdi, insanlar hırkasını giyer, biraz dikkat eder ve hayatına devam ederdi. Şimdi ise havalar birkaç derece soğuduğunda çevremizde aynı cümleleri duymaya başlıyoruz: “Hastalandım, boğazım ağrıyor, burnum akıyor, kendimi çok halsiz hissediyorum.” İş yerlerinde öksürenler, toplu taşımada hapşıranlar, eczanelerde ilaç arayanlar… Sanki toplum olarak hastalıklarla daha sık karşılaşır olduk. Sanki direncimiz daha da azaldı.
Peki, gerçekten eskisinden daha mı çabuk hastalanıyoruz? Yoksa modern hayatın içinde farkında olmadan kendi sağlığımızı mı ihmal ediyoruz?
Bu sorunun tek bir cevabı yok. Ancak günlük yaşamımıza şöyle bir göz attığımızda üzerinde düşünmemiz gereken pek çok ayrıntı görüyoruz. Vücudumuzdan çok şey istiyor, ona dinlenmesi için fırsat vermiyoruz.
Gün bitiyor ama zihnimiz bir türlü susmuyor. Eve geldiğimizde dinlenmek istiyoruz, fakat elimiz yine telefona gidiyor. Birkaç dakika diye başladığımız ekran yolculuğu saatler sürüyor. Uyku erteleniyor, sabah yorgun uyanılıyor ve aynı döngü yeniden başlıyor.
Bedenimizden her gün yüksek performans bekliyoruz ama ona ihtiyaç duyduğu uykuyu, dengeli beslenmeyi ve hareketi yeterince sunabiliyor muyuz?
İşte asıl meselelerden biri burada başlıyor. Yetersiz uyku, uzun süreli stres, hareketsizlik ve dengesiz beslenme, vücudumuzun savunma sistemini olumsuz etkileyebiliyor. Bunlar her hastalığın doğrudan nedeni olmasa da sağlığımızı korumayı zorlaştırabiliyor.
Hazır yaşıyoruz, hazır tüketiyoruz, hazır çözüm arıyoruz.
Günümüz insanı her şeyin hızlı olmasını istiyor. Yemek hızlı hazırlansın, işler çabuk bitsin, yorgunluk hemen geçsin, hastalık bir an önce ortadan kalksın… Sabretmeye tahammülümüz azalırken sağlığımızdan beklentilerimiz artıyor.
Düzensiz beslenme alışkanlıkları, katkı maddeli paketli gıda tüketimi, öğün atlamak, yeterince su içmemek ve fiziksel hareketi günlük yaşamdan çıkarmak da bu tabloya ekleniyor. Ardından vücudumuzun neden eskisi gibi güçlü hissettirmediğini merak ediyoruz.
Başımız ağrıdığında, ateşimiz çıktığında veya günlerce kendimize gelemediğimizde sağlığın kıymetini daha iyi anlıyoruz. Oysa sağlıklı yaşam, hastalık kapıyı çaldığında başlayacak bir mücadele değil. Hastalanmadan önce alınan küçük önlemlerle şekillenen bir alışkanlık meselesi.
Belki de sorun, bedenimizin zayıflamasından önce hayatımızın bizi yormasıdır.