Sevtap Yıldız

Konya ve dil kültürü

Sevtap Yıldız

Her şehrin kendine has bir sesi vardır. Kimi şehir gürültüyle konuşur, kimi fısıltıyla… Konya ise kendine has bir dille, ağır ama derin konuşur. Bu şehirde kelimeler sadece ağızdan çıkmaz. Geçmişten süzülür, kültürle yoğrulur, sabırla söylenir.

Konyalıların dili ilk duyulduğunda sade gibi gelir. Ancak biraz kulak kabarttığınızda o sadeliğin içinde incelikli bir mizah, ölçülü bir mesafe ve derin bir anlam olduğunu fark edersiniz. Mesela “hele bi dur” derken sadece durmayı değil, düşünmeyi de önerir Konyalı. “Nörüyon?” diye sorarken aslında yalnızca ne yaptığını değil, nasıl olduğunu da merak eder.

Bu dilin en dikkat çeken yanı aceleye gelmemesidir. İstanbul’un hızlı konuşmasına alışkın biri için Konya’da geçen bir sohbet adeta zamanın yavaşladığı bir an gibidir. Çünkü burada söz aceleyle değil, yerli yerinde kullanılır. Lafın gelişi değil lafın değeri önemlidir.

Konyalıların kullandığı kelimeler de birer kültür mirası gibidir. “Garı” derler mesela, ama bu bir küçümseme değil, alışkanlığın ve samimiyetin ifadesidir. “Gıı” diye seslenirler bazen. Bu da bir hitap şeklidir, bir yakınlıktır. Dışarıdan bakana tuhaf gelebilir ama bu kelimelerin her biri bu toprakların yıllardır biriktirdiği yaşam biçiminin izlerini taşır, geçmişi taşır.

Bir de Konya’nın o kendine özgü mizahı vardır. İncedir, sessizdir ama yerini bulur. Konyalı birine bir şey sorduğunuzda bazen doğrudan cevap almazsınız. Önce bir bakış, sonra kısa bir cümle… Ama o cümlenin içinde cevap ve küçük bir ders bulunur.

Bu dil yalnızca konuşma biçimi olmakla sınırlı kalmaz. Bir duruşun yansımasıdır. Ölçülü olmanın, haddini bilmenin, gereksiz sözden kaçınmanın dilidir. Belki de bu yüzden Konya’da insanlar çok konuşmaz ama konuştuğunda dinlenir.

Bugün teknolojiyle birlikte her şey hızlanırken şehirlerin dili de değişiyor. Kısalan cümleler, kaybolan kelimeler… Ama Konya hala kendi dilini korumakta direniyor. Çünkü bu dil sadece iletişim aracı değil, bir kimlik meselesi…

Konya’nın dili anlaşılmak için değil, hissedilmek içindir. Ve bir gün bu şehre yolunuz düşerse sadece kulaklarınızla değil, kalbinizle de dinleyin. Çünkü bazı sözler vardır sadece hissedildiğinde anlam kazanır.

Yazarın Diğer Yazıları