9 bin yıllık sır Konya Ovası'nda
Sevtap Yıldız
Konya’nın Çumra ilçesinde 9 bin yıl öncesine dayanan bir höyük… İlk bakışta sıradan bir toprak yığını gibi görünebilir. Ama biraz yaklaştığınızda aslında o toprağın altında insanlığın en eski hikâyelerinden birinin saklı olduğunu fark ediyorsunuz.
Bugün modern şehirlerde birbirimize uzak yaşarken, bundan yaklaşık 9 bin yıl önce Çatalhöyük insanı yan yana, neredeyse omuz omuza bir hayat kurmuştu. Evler bitişikti, sokak yoktu. Kapılar ise duvarlarda değil, çatılardaydı. İnsanlar evlerine merdivenle çıkıyor ve iniyor, hayatlarını gökyüzüyle komşu bir düzlemde sürdürüyorlardı. Şu an bu kulağa çok saçma ve ilginç gelse de o dönem mimari ve güvenlik açısından normaldi.
Belki de en çarpıcı olan bu yaşamın yalnızca fiziksel değil, sosyal anlamda da “yakın” olmasıydı. Çünkü Çatalhöyük sadece bir yerleşim değil, birlikte yaşamanın, paylaşmanın ve bir toplum olmanın ilk büyük denemelerinden biriydi.
Çatalhöyük, göçebe hayattan yerleşik düzene geçişin en önemli tanıklarından biri. İnsanlık burada sadece ev yapmayı öğrenmedi. Özellikle üretmeyi, paylaşmayı ve birlikte yaşamayı da keşfetti.
Duvarlara çizilen resimler, kabartmalar ve özellikle ana tanrıça figürleri o dönemin inanç dünyasına ışık tutuyor. Bu figürler bize şunu söylüyor; İnsan, daha o zamanlarda bile sadece karnını doyurmanın peşinde değildi. Anlam da arıyordu. Çatalhöyük’te saray yok, anıtsal yapılar yok. Yani “yukarıda” olan kimse yok. Bu durum, araştırmacılara göre daha eşitlikçi bir toplum yapısını bizlere gösteriyor.
Çatalhöyük, 2012 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınarak sadece Türkiye’nin değil, tüm insanlığın ortak değeri haline geldi. Ama mesele sadece geçmişi korumak değil. Asıl mesele o geçmişten ne öğrendiğimiz değil mi sizce de?
Bugün Konya Ovası’nda yükselen modern yapılar, geniş yollar ve hızla akan hayat… Hepsi Çatalhöyük’ün binlerce yıl önce attığı temelin üzerine kurulmuş gibi değil mi?