Dijital Aile
Sosyolog/ Aile Danışmanı Rumeysa Muren
Dijital dünyada değişim kaçınılmazdır. Değişen düzende aile yapısının, daha önce hiç
karşılaşmadığı bir testten geçtiğini söylemek mümkündür. Hatta bir aile danışmanı olarak,
ailenin kabuk değiştirip yeniden şekillendiğinden bahsetmeliyiz. Bu durum artık ayrı odalarda
ayrı hayatlar yaşanmasına değil, aynı odanın içinde görünmez duvarlar örülmesine sebep
olmuştur. Beyaz ekranlar bireyler üzerinde o kadar etkilidir ki; kişilerin yanındaki eşinin,
çocuğunun, kardeşinin veya anne-babasının duygularını fark edemeyecek, anlık sevinç ve
üzüntülerine şahit olamayacak kadar dikkatsizleşmelerine yol açmıştır.
En başta eşler arasındaki duygusal alışverişin zayıflaması, ailede çatlamalar doğuracaktır.
Bireyler kötü ve zor zamanlar geçirdiğinde eşiyle konuşmak yerine dijital ekranlara sığınarak
sorunların üstünü örtmektedir. Üstü örtülen her sorun, dağdan kopan bir kar parçası misali
ailenin temel dinamiğini etkileyecek bir risk taşır. Veyahut eşler, sevincini paylaşabilmek için
karşılıklı duygusal alışveriş arar; beklediği tepkiyi göremeyen eşler ise zamanla mutluluklarını
dijital ekranlarda paylaşarak yaşamaya başlar. Duygusal bağların zayıflamasıyla birlikte
insanların iyi ya da kötü paylaşımlarını aile bireylerine değil de içeriye sızmış olan "sömürücü
güce" aktarmaları normalleşir. İşte bu noktada ailenin can suyu kesilmiş demektir. Işıltısını
kaybeden ve sorumluluktan başka bir anlamı kalmayan bir yapıya dönüşüm kaçınılmaz olur.
Aile dinamiğinde kayıplar yaşanırken, dijital platformların insanların bilinçaltına empoze ettiği
"mükemmel anne, mükemmel baba, mükemmel çocuk" algısının etkisiyle bireyler, dijitale
yetişme çabasına girer ve "normalin ancak mükemmel olduğunda kabul edileceği" yanılgısına
kapılırlar. Işıltısını kaybetmiş yapının artık yeni bir sorunu vardır: Anne, mükemmel olmak
zorundadır; hem kariyerinde başarılı hem bakımlı hem evin işlerine yetişebilen hem de
mükemmel çocuk yetiştiren bir anne modeli... Baba ise daha lüks ve görkemli bir yaşamı
ailesine sunabilen bir baba modeli... Bu tablo, bireylere ağır gelen zoraki bir
mükemmeliyetçilik algısı oluşturmuştur.
Bir aile danışmanı olarak artık buna "dur" demek gerekiyor. Anneler ve babalar, sizlere
sesleniyorum: Bunu kim istiyor? Bunu neden istiyor? Kimin için istiyorsunuz? Her şey dijital
dünyada var olduğu gibi mükemmel olduğunda; hala eskiden olduğu gibi eşinizle ve
çocuğunuzla birlikte gülebildiğiniz, eğlenebildiğiniz o sıcak aile ortamına tekrar geri
dönebilecek misiniz? Mükemmel olmaya ihtiyaç yok; ihtiyaç olan tek şey, birbirinizin her
anına ve anlık duygularına şahit olabilmektir.
Dijitalleşen dünyanın faydalarını görmezden gelemeyiz. Hayatımızın birçok alanında kolaylık
sağlamaktadır ve yaşamımızdan tamamen çıkarmak mümkün değildir. Fakat bu süreci
yönetebilmek, bize tehdit olarak görünen bu yapıdan ziyade bağlarımızı güçlendirebilecek bir
hayat sunabilir. Bu noktada "dijital saat" ve "dijital mollar" olmalıdır. Örneğin; akşam yemeği
yerken televizyon ve telefon ile bağlantı kurulmamalı, aile bireyleriyle sohbet edilmelidir.
Aktivite zamanlarınız olmalı; hatta bu aktivitelerde dijital kaynaklardan yararlanarak daha
eğlenceli ve duygusal alışverişin daha yoğun olduğu bir ortam sağlanabilmelidir. Veyahut
birlikte karar verilen bir film için beraber yapılan hazırlıklar, duygusal doygunluğu fazlasıyla
artıracaktır. Dijitali yönetmek ve doğru kullanmak bizlerin tercihidir.
Bir birey için aile; can suyu, fırtınada sığındığı liman ve her şeyini paylaşabildiği güven alanı
olmalıdır. Aile bir sorumluluk değil, sorumlulukların yükünün hafifletildiği yer olmalıdır.
Beyaz ekranların albenisi; eşinizin sevgi dolu bakışını veya çocuklarınızın mutlu bir anını
kaçırmanıza asla neden olmamalıdır.