Mevlevi / Türbe Camii
Mevlevi/ Tür be Camii Afyonkarahisar merkez Mevlana Mahallesi'ndedir. Halk arasında “Türbe” ve “Mevlevi Camii” isimleriyle de anılmakta olup günümüzde camii olarak hizmet vermektedir.
13. yüzyıldan itibaren Türk kültür, tefekkür ve sosyal hayatında son derecede etkili olan tarikatlerden biri de Mevlevîlik’tir. Mevlâna Celâleddin Rûmi”nin vefatından (17 Aralık 1273) sonra, onu sevenlerin gelenek ve göreneklerinin kaybolmaması maksadıyla oğlu Sultan Veled tarafından kurulmuş olan Mevlevîlik, çeşitli ırk, cins, dil, kültürden ve her tabakadan insanlar üzerinde önemli bir etkiye sahip olmuştur. Bu nedenle asitanenin bulunduğu Konya ve Mevlevilik’e ait diğer şehirlerdeki dergahlarda büyük öneme sahiptir.
Mevlevîlere göre ise, Konya ziyaretinden sonra mutlaka ziyaret edilmesi gereken ikinci yer, Afyon’dur. Bu sonradan gelişen bir durum olmayıp, Sultan Veled ve Ulu Ârif Çelebi zamanında da Afyon’a özel bir alakanın varlığı bilinmektedir. Sultan Veled, kızı Mutahhere Hatun’u Germiyanli Savcı Bey’in oğlu Umur Bey’le evlendirerek (1276), iki aile arasında akrabalık bağı kurmuştur. Bu evlilikle bierlikte Mevlevilik Afyon topraklarına kök salmıştır.
Afyon Mevlevîhânesi, Mevlevîlik tarihi bakımından olduğu kadar, İslâm’da kadının sahip bulunduğu yüksek mevkii gösteren bir örnek olarak da karşımıza çıkmaktadır. Tekke’nin Şeyhi Mehmed Çelebi’nin kızı Destinâ Hatun ve şeyhin yerine geçen Küçük Mehmed Çelebi’nin kızı Güneş Han, birer idareci olarak dergâhta görev almışlardır. Bu uygulamalar, Mevlevîliğin kadına olan saygısını göstermesi bakımından mühimdir.
Kuzey, batı ve güneyden sokakla, doğudan evlerle çevrilidir. Kuzey ve güneyden avluya girilen iki demir kapısı vardır. Kuzey kapısı aşağıda olup basamaklarla avluya, ikinci bir basamak dizisiyle caminin kapısına çıkılır. Caminin giriş cephesi doğuya bakar. Ana ünite türbe, semahane ve mescid, şerbethane, bacılar mahfili ve son cemaat yerinden oluşur. Ayrıca derviş hücreleri, matbah-ı şerif, selamlık dairesi, mezarlık ve harem daireleri de bulunmakta ise de bugün selamlık, mezarlık ve harem daireleri mevcut değildir.
Mimari açıdan Selçuklu ve Osmanlı üsluplarının birleşimini yansıtır. Kesme taş ve tuğla kullanılarak yapılan cami, sade ama etkileyici bir görünüme sahiptir. Tek kubbeli yapısı, mihrap önü kubbesi ve geniş iç mekânı ile tipik bir tasavvufî cami örneği olarak dikkat çeker. İç mekânda kullanılan ahşap işçilik ve süslemeler, Anadolu’daki geleneksel sanat anlayışını yansıtmaktadır.
Semahanenin sol tarafı türbe bölümüdür. Türbede Mevlevi şeyhlerine ait 12 sanduka bulunmaktadır. İlki “Âteş-bâz” makamında bulunmuş olan Furûnî Dede’ye, ikinci sanduka, Karahisar Çelebileri’nden Mehmed Râşid Çelebi’ye aittir. Üçüncüsü, çelebilerden Şehid Ali Efendi’nin kardeşi Şeyh Murad Efendi’nindir. Dördüncüsü, Meczûb Bâki Efendi’nindir. Bu sandukanın güneyinde bulunan büyük ve gösterişli sanduka, Dîvanî Mehmed Çelebi’ye (Timur tarafından Semerkand’a götürülen “Dîvan-ı Kebîr”i, tekrar devletimize kazandırmıştır. Bundan dolayı “Dîvanî” adıyla anılmaktadır.) aittir. Dîvanî’nin sandukasından sonra altı sanduka daha görülmektedir. Biraz ön taraftaki Abâ-pûş Velî’ye aittir. Destarlı sikkesi ile dikkati çeker.
Abâ-pûş Velî’den itibaren mihraba doğru yer alan sandukalar sırasıyla: Hızır Şah Çelebi, İlyas Çelebi ve Şahidî’e aittir. Şahidî’nin mezarına, çelebilerden Bâki Efendi adında bir zat daha defnedilmiştir. Abâ-pûş Velî’nin ayakucunda ve Dîvanî”nin sağında olmak üzere, Şah İsmail’in oğlu Muhammed Feridun (Elkas Mirza)’nın gömüldüğü belirtilir. İlyas Çelebi’nin arka tarafında Kemâleddin Çelebi’nin kızı Bahar ve Ziya Çelebi’nin kızı Mutahhare Hatunlar gömülüdürler. Furûnî Dede’nin sandukasının yanında kimlikleri bilinmeyen kabirler mevcutttur. Molla-zâdelerden Mehmet Nuri Paşa Çelebi, Sadık Bey, babası Süleyman Bey, oğlu Ali Bey de burada toprağa verilmişlerdir. Beyâtî Âyin-i Şerîfi’ni besteleyen meşhur Köçek Mustafa Dede’nin de kabri buradadır.
Mevlevilik için oldukça önemli olan cami gerek dış cephesi gerekse içinde medfun kıymetli isimler ile manevi huzura kapı aralamaktadır.
Ülkemizdeki bu zenfginliklerin kıymetini bilerek korumak duasıyla.
Sevgi ve saygı ile…