Ayşe Özel

Şehrin Kalbindeki Yalnız Selçuklu: Tacü'l-Vezir

Ayşe Özel

Şehrin Kalbindeki Yalnız Selçuklu: Tacü’l-Vezir

Bugün Konya’da Kültür Park’ın gölgesinde, her gün binlerce insanın önünden telaşla geçip gittiği, durup baksa bağrındaki bin yıllık hikayeyi fısıldayacak o sekizgen taşa, Tacü'l-Vezir Türbesi’ne çevirelim yüzümüzü.

Çoğumuzun sadece yeşil bir park, bir otobüs-tramvay aktarma durağı veya bir nefes alma alanı olarak gördüğü o koca meydan, aslında Konya'nın tam kalbinde, Selçuklu ilçesi Ferhuniye Mahallesi sınırları içindeki tarihi Kültür Park (eski Fuar Alanı) arazisidir. Alaaddin Tepesi’ne komşu olan bu alan, beton binaların ve günlük telaşın arasında adeta geçmişin kurucu ruhunu saklayan gizli bir mücevher gibidir.

Takvimleri 1239-1240 yıllarına saralım. Anadolu Selçuklu Devleti'nin en parlak ama bir o kadar da entrikalarla dolu çalkantılı dönemi... Sultan I. Alâeddin Keykubad ve II. Gıyaseddin Keyhüsrev devirlerinde "Pervane" ve emir olarak en üst kademelerde hizmet veren bir isim karşımıza çıkıyor: Tacü’l-Vezir Tâceddin Ahmed b. Şerafeddin. 
Tâceddin Ahmed, alelade bir yönetici değildi; mülk, ikta ve arazi işlerini yürüten, bunlarla ilgili tayin, tahrir işlerini yapan, devletin en kritik berat ve menşurlarını hazırlayan baş bürokrattı. Sarayın en kudretli ismi Sadettin Köpek'in hışmına uğrayan devlet adamlarından biri olan Tacü'l-Vezir, aynı zamanda evinde günde onlarca koyun kestirip fukarayı doyuran gerçek bir vakıf insanıydı.

İşte bu büyük vezir, geleceğe köklü bir miras bırakmak amacıyla dönemin eğitim, inanç ve irfan merkezi olacak devasa bir külliye inşa ettirdi. Burası; talebelerin sesleriyle yankılanan Tacü’l-Vezir Medresesi, secdeye varılan bir mescit ve dervişlerin kalplerini arındırdığı bir hankâhtı. Medresenin ana eyvanından türbeye açılan bir pencere, ilim öğrenen talebelerin dualarını yüzyıllarca bu kabre taşıdı.

Zaman acımasız, insan ise hafızasız... Kanuni Sultan Süleyman devrinde medrese kısmı yerini zaviyeye bıraktı; 1896'da ise bakımsızlıktan tamamen yıkıldı. Cumhuriyet döneminde, 1924 yılından sonra ise kalan duvarlar da temizlenerek alan tamamen düzlendi. Külliyeden geriye, zamana meydan okuyan sadece bu yalnız türbe kaldı.
Peki, bu piramidal külahın altında, o sessiz kubbenin koynunda kimler uyuyor? 

Türbe, adını aldığı büyük devlet adamı ve banisi Tacü'l-Vezir Tâceddin Ahmed'in ebedi istirahatgâhıdır. Ancak o burada yalnız değildir; mezar taşlarındaki sülüs yazılardan anlaşıldığı üzere, soyunu ve misyonunu devam ettiren iki kıymetli torunu da onunla koyun koyunadır: Dedesi gibi idari ve askeri kademelerde önemli devlet görevleri üstlenen Celaleddin Kasım Bey ile ilim ve irfan yolunu seçerek dönemin büyük mutasavvıflarından biri olan kardeşi Şeyh Sureti. Devletin idari aklı ile gönül dünyasının sultanları yüzyıllardır aynı toprakta sessizce buluşmuştur. Hatta bazı tarihi araştırmalar, Tacü'l-Vezir soyunun Osmanlı'nın manevi kurucusu Şeyh Edebali'ye kadar uzandığına işaret eder.

Tacü'l-Vezir, taş temelleri üzerinde yükselen tuğla örgüsü ve özgün nişleriyle Selçuklu estetiğinin en yalın ve en asil örneklerinden biri. Ancak uzun yıllar boyunca parkın hengamesi arasında hak ettiği kıymeti göremedi, hatta zaman zaman bakımsızlıktan tahribata uğradı.

Nihayet, Konya Büyükşehir Belediyesi uhdesinde ve Konya Müze Müdürlüğü kazı başkanlığında başlatılan "Müze kurtarma kazısı, sondaj ve konservasyon" çalışmaları bu kaderi değiştiriyor. Yapılan kazılarla zamanla yok olan medrese, hankâh ve mescit yapıları aslına uygun olarak yeniden ihya edilerek gün yüzüne çıkarılıyor. Çünkü bir şehri "şehir" yapan şey, devasa asfalt yolları veya modern gökdelenleri değil; geçmişin ruhunu, ilmini ve devlet aklını taşıyan bu taş evraklarıdır.

Bugün yolunuz Kültür Park’ına düşerse, adımlarınızı biraz yavaşlatın. Merkezdeki o sekizgen gövdeli türbenin önünde durun. Tâceddin Ahmed'in, Kasım Bey'in ve Şeyh Sureti'nin bıraktığı mirasa, Konya’nın kurucu ruhuna baktığınızı hissedin. Çünkü Tacü’l-Vezir, sadece geçmişin bir kalıntısı değil; bu şehrin tam merkezinden geleceğe vasiyet edilmiş asırlık bir hafıza anıtıdır.

Şehrimizde bulunan büyüklerimizin kıymetlerinin bilip himmetlerine lâyık olabilmek duası ve ruhaniyetlerine birer Fatiha hediye etmek temennisiyle.

Sevgi ve saygı ile…

Yazarın Diğer Yazıları