FRANSA ŞATOLARI VE TARİH
Tarihin içinde dolaşmayı seviyorum. Hangi ülke olursa olsun. Çünkü her taşın, her sütunun, her kapının bana söyleyeceği bir şeyler mutlaka vardır diye düşünürüm.
İşte onlardan bir tanesi, Grenoble'de bulunan ve adını tarihe yazdıran Vizille Şatosu.
Dünyadaki tüm gençleri etkileyen bir dönemin Fransız devriminin başlangıç noktası.
1788'de Grenoble halkı, alım gücünün zorluğunu, yiyecek fiyatlarının yüksekliğini, O dönemin Fransa kralı 16 Louis'e iletmek istemişler. Fakat talepleri dikkate alınmayınca, seslerini duyurmak için askerlere kiremit ve tuğla fırlatmışlar.7 Haziran 1788 de meydana gelen bu olay journée des Tuiles (Tuğla -Kiremit Günü) olarak tarihe geçmiş.
Bu tarihten itibaren Vizille Meclisi, tüm ulusa direniş çağrısı yapmış ve bu şato Fransa devriminin ilk başladığı yer olarak tarihteki adını almıştır.
Fransa, dünyanın zengin kültürel ve tarihi mirasa sahip ülkelerden biri olarak en çokta şatolar ve müzeler üzerinden görkemli tarihini dünyaya tanıtır.
Özellikle şatolar, Orta Çağ’ın savunma kalelerinden, Rönesans’ın zarif saraylarına ve Aydınlanma Çağı’nın ihtişamlı malikanelerine kadar uzanan yapılar olarak, Fransa’nın krallarını, soylularını ve sanat tarihindeki dönüm noktalarını anlatır.
Fransa'nın tarihini ve sosyal yapısını öğrenmek isteyen biri, bu konuda yazılmış herhangi bir kitabı okumasa bile tarihi mekanları görerek de öğrenebilir. Çünkü, Fransız şatolarının tarihi, ülkenin politik ve sosyal değişimiyle doğrudan bağlantılı bilgi verir.
Özellikle, Versay Sarayı ve Napolyon'a ev sahipliği yapan Fontainebleau Sarayı bu konuda en önde gelen mekanlardır.
Tarih tekerrür eder mi bilmiyorum ama Fransa'da miras olarak şatolardan akan kültür ve tarihi okuduğumuz zaman, Fransa halkının haklarını arama talebi , 1789 yılından bu yana hep bir saraya karşı ayaklanarak şekillenmiş.
Geçmiştekiler bir yana, yakın dönemde, 2005 de entegrasyon ve ayrımcılık krizi nedeni ile varoş olayları, 2018 de ekonomik adaletsizlik nedeni ile sarı yelekliler ve şimdi 2026 da eğitim üzerinden bir toplumsal öfke nedeni ile olan şeyler aynı köklerden beslenen ama farklı katmanlarda patlak veren bir sürekliliğin parçası gibi görünmekte...
Aslında her başkaldırış, her ayaklanma, sistemin kendini yenilemesi için bir fırsat sunar. Bu fırsat değerlendirildiği ölçüde saraylar huzuru kendilerine tesis eder.
Dileriz tarihten ders alınır.