Sevtap Yıldız

Doğaya gösterilen saygı

Sevtap Yıldız


Bazen bir göl kururken onunla birlikte kuşların sesi azalır, balıkların yaşamı sona erer, çevresindeki insanların umudu eksilir. Toprağın rengi değişir, doğanın dengesi bozulur. Ve insan, ancak elindeki güzelliği kaybetmeye başladığında onun kıymetini daha iyi anlar değil mi?
Konya’nın Ilgın ilçesindeki Çavuşçu Gölü de böyle bir hikâyenin içinden geçiyor.
Geçen sene göl tamamen kurudu. Öyle ki gölün bir kıyısından diğer tarafına yürüyerek geçilebilecek hale geldi. Yıllardır gölün su seviyesinin zaman zaman çekildiğini gören yöre insanı, ilk kez böylesine büyük bir kuraklığa tanıklık etti.
Bugün ise aynı göl yeniden suyla buluşuyor. Yani umutlar yeşeriyor.
Son aylarda etkili olan yağışlar, Çavuşçu Gölü'ne yeniden hayat verdi. Dün kurumuş göl yatağına bakan insanların bugün suyu görmesi elbette büyük bir mutluluk. Çünkü burada mesele yalnızca bir gölün dolması değil, yeniden kuşların gelmesi, balıkların yaşaması, doğanın canlanması ve insanların geleceğe biraz daha umutla bakabilmesi...
Ancak bir yağış geldi, göl doldu diye meseleyi tamamlanmış sayamayız.
Asıl mesele, bu suyu nasıl koruyacağımız.
Konya, su konusunda artık eski alışkanlıklarını sürdürebilecek durumda değil. Yağışların azalması, yeraltı sularının çekilmesi, tarımsal sulamadaki kayıplar ve bilinçsiz su kullanımı yalnızca bugünü değil, yarını da ilgilendiriyor.
Çavuşçu Gölü’nün hikâyesi bu yüzden bize çok önemli bir şey söylüyor:
Su varsa hayat var.
Bir gölün kenarında oturan insan için su yalnızca manzaradan ibaret değildir. O su kuştur, balıktır, tarladır, topraktır. Çevresindeki insanın geçimidir. Çocukların geleceğidir. Ülkenin geleceğidir.
Bazen beklemek de korumaktır.
Bugün göle bırakılan küçük balığın yarın büyüyüp yeniden o gölde çoğalmasını istiyorsak, ona zaman tanımamız gerekiyor. Çünkü doğa sabırsızlığı sevmez. İnsan ne kadar acele ederse etsin, gölün kendi düzeni vardır.
Aynı durum suyun tamamı için geçerli.
Bir tarlayı sularken “Nasıl olsa su var” demek kolaydır. Musluğu gereksiz yere açık bırakmak, kaçakları önemsememek, bilinçsiz sulama yapmak da kolaydır.
Zor olan ise “Bu su yarın da lazım olacak” diyebilmektir.
Çavuşçu Gölü’nün yeniden dolması elbette sevindirici. Ancak bu sevinci kalıcı hale getirmek bizim elimizde.
Şimdi sıra bizde.
Bu gölü yalnızca bugün dolduğu için sevmemeliyiz. Yarın da dolu kalması için korumalıyız.
Çünkü kuruyan bir gölün yeniden dolması büyük bir umut olabilir. Fakat asıl başarı, o gölü bir daha kurutmayacak bir anlayışı oluşturabilmektir.
Belki bugün Çavuşçu Gölü’nün kıyısında insanlar yeniden oturuyor, kuşların sesini dinliyor, suya bakıp geleceği düşünüyor.
Bir süre sonra balıklar da büyüyecek.
Ve belki bir gün insanlar ellerinde oltalarıyla gölün kenarına gelecek. Ama o gün geldiğinde hepimiz şunu hatırlamalıyız: Bu balıkların büyümesini sağlayan sadece yağmur değildi. Onları yaşatacak olan, bizim suya ve doğaya göstereceğimiz saygı olacak...

Yazarın Diğer Yazıları