BEYİN GÖÇÜ
Eğitimli ve yüksek vasıflı kişilerin çalışmak ve yaşamak amacıyla kendi ülkesinin dışında bir ülkeye gitmesi sürecine beyin göçü denir.
Beyin göçü, beyin sürgünü beyin ihracatı, yetenek göçü,
insan sermayesinin kaybı gibi kavramlarla da ifade edilir.
İnsan sermayesi, herhangi bir ülkede ekonomik büyüme için gerekli olan bilgi stoku ve eğitimli insan stoku olarak tanımlanabilir.
Geçmişte bir kısım devletlerin işçi göçünü başlatması gibi, şimdilerde de bazı gelişmiş ülkeler sundukları elverişli çalışma ortamları, kariyer ve ücret imkanlarıyla ve düzenli bir yaşam tarzıyla yüksek vasıflı insanları kendilerine çekmektedirler.
Beyin göçü alan ve veren ülkelere göre farklı sonuçlar doğurmaktadır.
Beyin göçü, alan ülkeler açısından çok sayıda yarar sağlarken, beyin göçünü veren ülkeler için ciddi kayıplar söz konusudur.
Bunlardan en önemlisi gelişmiş ve zengin ülkelerin gelişmekte ve yoksul ülkelerden yüksek beceri göçü, almaları yoksul ülkelerin daha da yoksullaşmasına ,zengin ülkelerin ise daha iyi hale gelmesine katkıda bulunur.
Vasıflı işçi göçünün olumsuz etkileri olarak, geri kalan nüfus üzerinde mali yük olarak ortaya çıkmasına ve vasıfsız işgücü çokluğu nedeni vasıflı işgücü kıtlığının artması yol açarak ülkenin büyümesini olumsuz bir şekilde etkiler.
Bu mali kaybı bir örnekle açıklayacak olursak gelişmekte olan ülkelerin eğittikleri sağlık çalışanlarının göç etmesi nedeniyle kaybettikleri toplam parasal kaybın yılda ortalama 500 milyon Amerika dolarına eşit olduğu tahmin ediliyor.
Bu konuda, Türkiye istatistik verilerine bakacak olursak;
Tıp Tabibiler Birliği tarafından açıklanan verilere göre her geçen yıl yurt dışına giden doktorların sayısının arttığı yapılan istatistik çalışmaları ile gösteriliyor. Bu sayı son yıllarda biraz kabarık olsa da çoğu giden sağlık çalışanı aradıkları şartları bulamadığı için geri döndüğü belirtiliyor.
Küreselleşme ile birlikte beyin göçünü kendi ülkesine çekmek isteyen ülkeler bu konuda bir çok stratejiler geliştirerek programlar oluşturmuşlardır.
Mesela Fransa'da, Avrupa dışı ülkelerden gelen bilim adamlarının ülkeye girmesine izin vermek için özel bir vize getirilmiştir. Almanya'da ise bilişim teknoloji uzmanlar için yeşil kartlar uygulamaya konmuştur.
Yine Amerikan üniversitelerinin, Singapur gibi diğer ülkelerde araştırma kampüsleri kurarak vize sorunlarını aşmaya izin verecek şekilde uluslararası yetenekleri kabul etmesini kolaylaştırmaktadır.
Görülen o ki dünyanın gündeminde, ekonomik kaygılar, nüfusun yaşlanması ve bunlara paralel olarak beyin göçü politikaları giderek rekabetle karşı karşıya kalma olasılığı muhtemeldir.
Dileriz ülkemiz bu konuda gereken adımları atar ve yetiştirdiği beyinleri elinde tutacak politikalar üretir.