Halime Bilgin

TÜRKİYEDE MEKANİK VE ORGANİK TOPLUM YAPISI

Halime Bilgin

TÜRKİYEDE MEKANİK VE ORGANİK TOPLUM YAPISI

Türkiye'de geleneksel toplumsal dokudan modern topluma geçişte yaşanan sancılar, toplumun her alanında göze çarpar.

Özellikle mekânsal geçişte yaşanan çarpık kentleşme bunun en güzel örneğidir.

Batı toplumunda gördüğümüz eski binaların korunması veya tadilat ile orijinal haline sadık kalınarak yenilenmesi bizim ülkemizde nerdeyse hiç dikkate alınmaz. Yıkmak ve yeniden büyük katlı binalar yapmak daha kolayına gelir.

Bu değişim sancısını,  insan ilişkilerinde de görmek mümkün. Emile Durkeim'in toplumları, mekanik ve organik dayanışma olarak nitelediği sınıflandırması, Türk toplumunda pek batı toplumundaki gibi işlemez.

Batı'da sanayi toplumu ile insanlar belirli mesleklerde uzmanlaşmaya başlaması sonucu , toplumsal düzenin sürdürülebilmesi için   mekanik olan toplumsal yapıdan organik bir toplumsal yapıya hızlı bir şekilde geçilmiştir.

Bireylerin inançları diğerleri ve yaşam biçimleri birbirine çok yakın olan mekanik yani  geleneksel toplum anlayışı dan, farklı iş bölümleri üzerine kurulu bireylerin birbirine olan ihtiyacı uzmanlaşma ve karşılıklı bağımlılık üzerinden şekillenen organik toplumsal yapılara dönüşmüştür.

Emile Durkeim'in bu düşüncesi, Batı toplumları için üretilmiş olsa da, artık günümüzde tüm toplumların bu yöne doğru bir yapılanmaya gittiği görülüyor.

Türkiye'nin tarihsel  toplumsal yapısında olan kırsal-geleneksel bir yapıdan kentli-modern bir yapıya everilişinde, Durkeim'in bu iki dayanışma biçimi reddedilmez. Fakat birebir Türk toplumsal yapısında görülmez. Daha çok iç içe geçmiş yeni bir formu görülür.

Mesela, hemşericilik ve mahalle baskısı hala işleyen  bir toplum mekanizması olarak, Durkheim’ın mekanik dayanışma tanımıyla örtüşen sosyal kontrol mekanizmalarıdır.

Göçlerle birlikte bu mekanik yapılar kentlere taşınmış, "gecekondu" olgusu ile kent içinde "köylü dayanışma ağları" oluşturularak mekanik dayanışmanın modernleşmeye direnci  devam etmektedir.

Sanayileşme hamleleri, bireyleri birbirine ekonomik olarak bağımlı kılmıştır. Şehirleşme, farklı uzmanlık alanlarını doğurmuş ve geleneksel aile yapısından çekirdek aile yapısına geçiş hızlı bir şekilde olmaktadır.

Fakat, Türkiye'de modernleşme süreci Batı toplumlarındaki gibi,  doğrusal bir çizgi üzerinden ilerlememektedir. Toplum, organik dayanışmanın gerektirdiği rasyonel uzmanlaşmayı sergilerken, diğer taraftan arka planda mekanik dayanışmanın değer yargılarını korumaya devam etmektedir.

Yazarın Diğer Yazıları