Halime Bilgin

İNSANI ANLAMAK

Halime Bilgin

İNSANI ANLAMAK

İnsanı sosyal bir varlık olarak kabul eden sosyologlar, insanların ilk dönemlerde, birbiriyle kurduğu ilişkileri geriye dönük araştırma çalışmaları ile inceleyerek ilk toplumların nasıl meydana geldiği konusunda kafa yormuşlar.

Bunlardan Thomas Hobbes, "İnsan insanın kurdudur"  ifadesini kullanarak insanların sürekli çatışma rekabet ve düşmanlık halinde olabileceğini öngörmüş.

Jean Jacques Rousseau , insanların özünde iyi olduğunu sosyalleşme ile  birlikte insanların bozulduğunu söylemiş.

John Loke ise, insan doğası itibariyle iyidir ve hiçbir vesayete ihtiyaç duymaz, diyerek insanın doğayı bir ayna gibi yansıttığını belirtmiştir.

Tüm bunlar ve benzeri görüşlerin gelmek istediği nokta, ilk insanlardan bu güne toplumların yapısını, inançlarını, yaşamlarını anlayarak, bu günkü insanın toplumsal bir varlık olarak girdiği çıkmazlara çözüm üretebilmek ve toplumsallığın getirdiği yenilikler karşısında insanların uyumu konusunda   yeniden yapılanmak.

Bunun için toplum bilimi olarak da geçen Sosyoloji, diğer bir çok bilim dalından da yararlanarak, toplumun her alanını geniş bir boyutta araştırarak insanı ve toplumu anlamaya çalışmıştır.

Ve görmüşlerdir ki,

Toplumsallığın ilk oluştuğu dönemlerde bile, her toplumda bir yönetim şekli ile lider ve iktidar ilişkisi var. Bir aile düzeni ve davranış örüntüsü var. Üretim tüketim gibi paylaşılan ilişkilerle ekonomi  var. Kültürel anlamda uygulamalar ve düzenlemeler yani bir eğitim davranışı var. Yine aynı şekilde  dünyayı ve dünya ötesi ile ilgilendikleri dini örüntüler var.

Yani  ilk insanın yaratılışından bu güne toplumsallık her dönemde varolagelmiş. Bunun yapısı işlevi her dönemin kendi şartları içinde  değerlendirilmiştir.

O halde  insanı anlamak, toplumu anlamaktır. Bulunduğumuz toplumu ve diğer var olan toplumları anlamak, insanı anlamaktır.

Yazarın Diğer Yazıları