Halime Bilgin

MİSAFİR İŞÇİLER

Halime Bilgin

MİSAFİR İŞÇİLER

Türk tarihinde göç, her döneminde olan bir hareketlilik olarak var olagelmiştir.

Türkler önceleri Hazar Denizi'nin doğusundaki mavera-ün-nehir ve Horasan bölgelerini yurt edinmişler ve sonrasında 1071 yılındaki Malazgirt Savaşı'nın ardından Anadolu'nun bir çok bölgesine göç ederek, Selçuklular ve beylikler döneminde kalıcı bir yurt olarak belirlenmesi ile birlikte göç hareketi hız kazanmıştır.
Osmanlı devleti döneminde ise fetihler yoluyla batıya doğru bu göç hareketi devam etmiştir.

Fakat 15. ve 16. yüzyıllara gelindiğinde, Anadolu'da biriken nüfus  fazlasını azaltmak için, Osmanlı Devleti bir takım iskan politikaları üreterek, bu doğrultuda Balkanlar ve Rumeli'ye göçü teşvik etmiş ve Avrupa'nın bu bölgesinde bir Türk toplumu inşa etmiştir.

Daha sonraları Osmanlı Devleti'nin çöküşüyle birlikte bu göç hareketi farklı şekilde işlemeye başlamış, özellikle Romanya Sırbistan ve Karadağ'ın bağımsız olmasından sonra Balkanlar'da yaşayan Türkler çerkesler ve diğer Müslümanlar Anadolu'ya tekrar geri göç etmek zorunda kalmışlardır.

Ayrıca o dönemde Ürdün, Lübnan, Suriye ve Filistin gibi bölgelerden de bir milyona yakın Osmanlı yurttaşı Latin Amerika ülkelerine göç ederek, eğitim ve siyasi gerekeceklerle yurt dışına göç etmişlerdir.
Arkasından ikinci Abdülhamit döneminde Bağdat Demir yolunun inşa edilmesi ile birlikte ikinci Wilhem'in politikalarıyla güçlenen  ilişkiler sonucunda, çok sayıda genç üniversite eğitimi için Almanya'ya giderek farklı bir göç türü yaşanmıştır.

Tüm bunlar göçebe bir topluluk olan Türkler için, o dönemin getirdiği şartlara göre oluşan göç türleri olarak görülebilir. Fakat 1961 yılında yapılan göç türü tamamen farklı bir tür olarak, Cumhuriyet dönemine damgasını vurmuştur.

Çünkü, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra çıkan işçi açığı nedeniyle Batı Avrupa ülkeleri arasında yapılan anlaşma gereği kitlesel göç başlamış ve Türkiye'de bu kitlesel göçten nasibini almıştır.

Türkiye ile Almanya arasında imzalanan işgücü sözleşmesi gereği 30 Ekim 1961 yılında, Türkiye'den Almanya'ya göç eden erkek işçi göçü başlamış ve arkası çorap söküğü gibi gelmiştir.

Bu göç hareketinden, her iki devlette farklı sonuçlar beklemişlerdir. Fakat her iki devletinde beklentisi boşa çıkmıştır.

Almanya 1960 yılında gelen işçi göçmenleri misafir işçi olarak değerlendirmiş ve çıkan ilk krizde bu misafirleri geri göndermek istemiş, fakat bu konuda çok da umduklarını bulamamışlardır. Çok az bir kısmı verilen maddi karşılık sonucu dönmüşlerdir. Geride kalanlar ise önce (Gastarbeiter) misafirlikten çıkarak (Arbeitnehmer) yabancı işçi olmuş, sonra göçmen ( Einwanderer) ve şimdilerde yabancı yurttaş (Mitbürger)  olarak adlandırılmışlardır.

Türkiye tarafında ise 5 yıllık kalkınma planına dahil edilerek dış göç teşvik edilmiş ve ekonomik kalkınma için göç eden işçiler önemli bir katkı olarak görülmüşlerdir. Bu sayede, göç eden vasıfsız işçiler,  Almanya'da çalışıp vasıflı işçi olarak geri dönecekleri umulmuştur.
Türkiye'de tam umduğunu bulamamıştır. Vasıflı işçi olarak dönmesini beklediği göçmen işçiler birikim yaparak apartman almış, emekli olmuş yaşlanarak farklı şekilde dönmüşlerdir.

Yine de döviz olarak ülkeye katkı yaptıkları yadsınmayan bir gerçektir.

Yazarın Diğer Yazıları