Halime Bilgin

MODERN DİN

Halime Bilgin

MODERN DİN

Modern din, kamusal alandan özel alana çekilmiş, ortalıklarda gözükmeyen, toplumsal yaşama hiç karışmayan, insanın inandığı kutsalla bağ kurmasını sağlayan, bir kişisel trans sistemi olarak algılanan ve bir başkasıyla paylaşılmayan, kişisel bir insan tanrı ilişkisi sistemidir.

Bu tanımı yapan, modern kültürdür.

Nedir modern kültür ?

Batıda 16. yüzyılda Rönesans düşüncesi ile başlayan, 18. yüzyılda aydınlanma ile devam eden ve 19. yıl pozitivizm anlayışı ile doruk noktaya ulaşan kültürel oluşuma modern kültür veya modern Batı medeniyeti denilmektedir

Rönesans dönemindeki sancılı dönemi bir kenara bırakırsak, özellikle 19.yüzyılda pozitivizm döneminde, din giderek toplumlarda biteceği  düşünüldü. O dönem üretilen toplumsal teorilerde din işin içine hiç katılmak istenmedi.

Fakat toplum mühendislerinin tasarladığı gibi din giderek bitmek, yok olmak yerine, onların oluşturmaya çalıştıkları modern kültüre bir tepki mahiyetinde yeniden etkisi artarak toplumların gündemine girmiştir.

Bunun en güzel örneğini  ABD'de görebiliriz.
19 yüzyıl sonlarında, Modern kültüre karşı bir protesten hareket olarak Fundamentalizm (köktencilik) ortaya çıkmış ve başta İncil olmak üzere kutsal metinlerin modern kültüre göre yorumlanmasına karşı çıkılmıştır.
Fundamentalizm, Hristiyanlığı yaşatmak için, Hristiyan geleneklerine yani dinin tarihi birikimine sahip çıkmak ve ona sıkıca tutunmayı ilke edinmiş bir dini harekettir.

Darwinizmin okullarda bilimsel bir gerçek gibi okutulmasını, film sektöründeki müstehcenliğe yer verilmesini, üretim dünyasında insan tabiatının gözetilmemesini eleştirerek, hiç bir siyasi talebi olmayan bu hareket,  giderek büyüyen ve  hala Amerika'da mücadele edilmesi gereken  konular arasındadır.

Bu örnekten de görüldüğü gibi, diğer modern toplumlarda da farklı şekillerde küçük gruplar olarak şekillenen dini oluşumların önemi  artmaktadır.

Tüm bunların sebebi, modern kültüre karşı bir etki-tepki şeklindeki tezahürü ve sekülerizmin dini bitireceği düşüncesinden ziyade tarihsel din kalıplarının yenilenmesine doğru bir düşünce akımı ortaya çıkmasıdır.

Bu perspektiften ülkemize de bir bakacak olursak, yenilenme akımı olarak selefici İslam ve bu akıma karşı tarihsel birikimi sahiplenme adına geleneksel İslam anlayışı hakimdir.

Yeni gelişmekte olan ülkelere modern kültür (Batı kültürü)  empoze edilirken bununla birlikte modern din anlayışı da ülkemize  gelir mi desek orası biraz zor.

Çünkü Türk insanı bir çok zorluktan dini inancı ile ayağa kalkmıştır. Belki biraz ahlaki olarak yozlaşmış olabilir, belki bir ivme kuvveti ile yeniden dirilişe ihtiyacı olabilir ama modern bir din anlayışına hiç bir zaman izin vermez.

Yazarın Diğer Yazıları