Mustafa Sağlam

Aynadaki Kim?

Mustafa Sağlam

Aynadaki Kim?

Ebeveynlerimizin hayatıyla başlıyor hayatımız ve taklitle devam ediyor. İnsan önce ebeveynlerini taklit ediyor. Konuşmayı onların sesinde, yürümeyi onların adımlarında öğreniyor. Giyinmeyi kuşanmayı, üzülmeyi, sevinmeyi, inancını, siyasi düşüncesini var olduğu ortam şekillendiriyor. Ta ki, insan kendini keşfedene kadar sürüyor bu taklitçilik. Eğer anne-baba çocuğunu yeterince sevmiş, ilgilenmiş, doğruyu yanlışı öğretmiş, tutarlı ve örnek birer rol model olmuşsa; çocuk idolünün merkezine anne-babasını yerleştiriyor. “Benim babam” diye başlarken sözüne içinde bir gurur oluşuyor, “Benim annem” deyince yüreğinde merhamet fırtınaları kopuyor. Ne giyinirse giyinsin, ne düşünürse düşünsün, ister cahil ister okumuş, isterse maddi ihtiyaçlarını karşılayamamış olsun, onun hayallerinin iki kahramanı oluyor.

Tabii ki çocuk iyi bir izleyicidir. Anne-babada bir tutarsızlık gördüğünde bunu hemen seziyor. İlgisiz, sevgisiz, adaletsiz, merhametsiz, riyakâr veya rol model alınacak bir ebeveyn değilse eğer; belki cahil, geri kalmış, insafsız demiyor yüzüne ama içten içe utanıyor onlardan. Sonra başlıyor bir kopuş. Anne-babanın tam zıddı düşünüyor, tam zıddı giyiniyor, isyanını böyle dışa vuruyor.

Ancak insan hiçbir zaman taklitçiliği, rol model aramayı bırakmıyor. Ararken ya kalabalıkları, ya bir sanatçıyı veya bir futbolcuyu kendine rol model ediniyor. Onun gibi giyinmeye onun gibi konuşmaya başlıyor. Nitekim bunu Resulullah’ın hayatında da görüyoruz. Ona iman eden gençler, öyle severler öyle benimserler ki! Giyimini kuşamını, yürüyüşünü, hayatını taklit etmeye başlarlar. Çünkü sevgi, taklidi doğurur. Miletlerde böyledir bir milleti ya çok seversiniz taklide başlarsınız ya da kendinizi bir milletten küçük görür taklide yeltenirsiniz.
Ve tabi günümüze geldiğimizde, bir tarafta tesettürlü anneler, diğer tarafta anadan üryan dolaşan, miss Turkey yarışmasında, törenlerde ve sokaklarda iç çamaşırıyla boy gösteren çocuklar. Bu kişiler farklı dünyaların farklı insanları mı, yoksa anne-babaların içlerinde taşıyıp da dışarı yansıtamadıkları düşünceler, uygulamalar çocuklarda mı patlak verdi?

Kendileri böyle olamadığı için içi içini yiyen ebeveynlerden şu sözleri duyuyoruz; “Gençler şimdi böyle, gençler özgür, çağ bunu gerektiriyor” diye kendilerini avutuyorlar.  Gerçekten çağ mı bunu gerektiriyor, yoksa siz mi rol model olmayı beceremediniz?

Evet, insan çocuğuna söz geçiremez, Halil Cibran’ın çocuk adlı şiirinde de dediği gibi;  “Çocuklar bizim çocuklarımız değil, Onlar kendi yolunu izleyen Hayat'ın çocukları. Onlara sevgimizi verebiliriz, düşüncelerimizi değil. Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.”

Ama hiç değilse yanlış yaptıklarında tavırda mı sergileyemeyiz. Yaptıklarının yanlış olduğunu söyleyip suratta mı asamayız. Biz onlara yanlış yaptıklarında tavır göstermediğimizden dolayı kendilerini hep doğru yolda sanıyorlar. 
Sözü üstad Necip Fazıl’ın şu güzel sözleriyle sonlandıralım;

Utanırdı burnunu göstermekten sütninem,
Kızımın gösterdiği, kefen bezine mahrem.
Ey tepetaklak ehram, başı üstünde bina;
Evde cinayet, tramvay arabasında zina!
 

Yazarın Diğer Yazıları