Denetim ve Denetçi
Deprem olur masum canlar ölür, otel yangını olur insanlar cayır cayır yanar, bir aile ilaçlamadan dolayı zehirlenerek yok olur, adli emanet kasaları soyulur... ve hemen akabinde birileri müfettiş ve denetçi görevlendirir. Hep sonradan gelir aklımız başımıza. Ölen canların hesabını kimse vermez, verse de hep üstteki yetki sahipleri değil alttaki birkaç kişi çeker cezanın yükünü. Kimse ben hata yaptım, denetim yaptırmadım, hataları göz ardı ettirdim, sorumluluğu üstleniyorum, istifa ediyorum veya harakiri yapıyorum demez.
Oysa bu ülkenin kabullenilmek istenmeyen bir kültürüdür denetim. Denetim masum canların mazlum cana dönüşmesini engeller. Her hak sahibine hakkının verilmesini sağlar. Denetim hilekârın, düzenbazın, işini savsaklayanın canını yakar. Ancak işini düzgün yapmak, daha iyiye ulaşmak, işin doğrusunu öğrenmek isteyene ise yol gösterir.
Keşke denetimler daha sık, cezalar çok daha caydırıcı olsaydı, o zaman hilekârlık yapan firmaları taklit ve tağşiş ürünler diye yayınlamaz kapatırdık. Grand Otel yangınında o canları kaybetmeyebilirdik.
Peki, tuğladan, demirden, gıdadan, emanet kasalarından çalan çalıyor da çaldıran ne yapıyor?
Cevap açık ve net birileri denetim yapılmasını, müfettiş ve denetçinin çalışmasını istemiyor. Dostlar alışverişte görsün yeter diyor. Denetime ve denetim elemanlarına gereken önem verilmiyor ve şuan pabucu dama atılmak üzere.
Nitekim öyle de oldu. Saygın olan mesleğin ne itibari kaldı ne de takati. Ay sonunu getiremeyen bir mesleğe dönüştü. Birileri artık denetimi ve denetçileri gözden çıkarmış gibi gözüküyor.
Yıl 2012 bir denetçi maaşıyla 42 gram altın veya 31 ay taksitle ev alınabiliyorken şuan yoksulluk sınırı altında karınlarını zor doyurabiliyorlar.
Bir nebzede olsun can suyu verelim, hakları çok yenildi denildiği an, ortalık karışıyor; “Aaa olur mu hiç, diğerleri ne der? Bu adalet olmaz” diyorlar. Haklarının yenilmesi yıllarca sorun edilmezken, iade ihtimali bir anda krize dönüşüyor.
Bir zamanlar denetim denilince titreyen insanların anıları mazide kalmış bir hikâyeye dönüştü.