Mustafa Sağlam

Sessiz Protesto

Mustafa Sağlam

Sessiz Protesto

Bir davranışı haksız ve uygunsuz bularak karşı çıkma, kabul etmeme durumunda verilen tepkidir protesto. İnsan olmanın, hakkını aramanın, sessiz kalmamanın en anlamlı ifadesidir.

Yabancılardan Gazze katliamında çok anlamlı protestolar izledik; yere yatanlar, kefen giyenler, mecliste eylem gerçekleştirenler, üniversitede çadır kuranlar, adalet bakanlığını kırmızıya boyayanlar, açlık grevi yapanlar, meclis havuzuna kırmızı boya dökenler, şarkı çıkaranlar ve Sumud filosu, çok anlamlı ve kalbe dokunan protestolar.
Protesto kültürü gelişmiş ülke insanlarından ne kadar anlamlı ve ilginç protestolar yapılacağını öğrendik. Öğrendik öğrenmesine ama biz çoğunlukla protesto etmeyiz. Hadi ettik diyelim yürümek ve aynı sloganları atmaktan ileriye gitmeyiz. Yeni hiçbir sloganımız ve eylemimiz yok. Peki neden?

Çünkü protesto kültürümüz yok ya da protesto etmekten mi korkuyoruz? Ülke olarak protesto edilecek birçok konumuz var. Trafik, konserlerle çarçur edilen paralar, sınavsız atamalar, suçlu affı, vergi affı, çocukların öldürülmesi ve öğretmenlerin katledilmesi. Birçoğumuz oturduğumuz yerden söylenerek veya sadece el açıp dua ederek her şeyin düzeleceğini zannediyor.  Yıllarca köpek saldırılarına uğradı bu ülkenin insanı hiç protesto eden bir halk gördünüz mü? 

Tarih 14 Haziran 2026. G7 Zirvesi Cenevre'de yapıldı. Halk; kadın hakları ve Filistin için eylemler gerçekleştirdi. Eylemciler, Trump'ı eleştiren pankartlar açtı. ABD'de ise bir kişinin polis tarafından öldürülmesi üzerine ülke genelinde büyük bir protesto dalgası yaşandı. (Tabii onlara da izin verilmemişti.) Tam da NATO Zirvesi sırasında Filistin geldi bir anda aklımıza. Peki neden, Ahmet Minguzzi'yi, Atlas Çağlayan'ı ve Fatma Öğretmen'i katledenlere verilen cezaların yetersizliği konusunda sesimiz bu kadar kısık çıkıyor? Ya da çıkıyor mu?

Artık bizimde kırmadan, dökmeden, kimsenin hakkına girmeden, hakaret ve saldırganlık göstermeden hak arama yollarını öğrenmemiz ve talep etmemiz gerekmiyor mu? Sonuçta bizde ağlamayan bebeğe meme vermezler. Yoksa her koyun kendi bacağından asılır mı dediniz?

Sıradan insanlar olarak bizler bugünden tezi yok bizi ayıran kimliklerle değil, bizi birleştiren kimliklerle bir arada olmalıyız. Ortak bir minvalde birleşip hakkı hukuku talep etmemiz ve taleplerimiz gerçekleşinceye kadar da sesimizin çıkması gerekiyor.  

İnsanlık tarihi boyunca insanlar ancak mücadeleyle, bir hareket oluşturup daha iyisini talep etmeleriyle ve bu talepleri gerçekleşinceye kadar diretmeleri sayesinde hak elde ettiler. 
Ama ben sıradan bir insanım elimden ne gelir mi dediniz?

İşte sıradan bir ev hanımının bize örnek olacağı muhteşem bir olay; İngiltere’de kurşunun zararlı olduğu ortaya çıktığında kurşunsuz benzine karşı mücadelenin öncülüğünü Jill Runnette adında bir ev hanımı yapar. Toplumdaki çocukları korumak için. Mücadeleyi kazanır ve kurşunsuz benzine geçilir. Sayesinde kurşunsuz benzin kullanıyorsunuz.

Konuyu James Baldwin’in sözüyle noktalayalım: “Yüzleştiğiniz her şeyi değiştiremezsiniz, ama yüzleşmeden hiçbir şeyi değiştiremezsiniz.”
 

Yazarın Diğer Yazıları