Sigorta
Yarına çıkacağımızın garantisi yokken hayatımızın her karesi sigortalarla doludur. Hayat sigortası, sağlık sigortası, trafik sigortası, emeklilik sigortası...
Sigortalayınca bir şeyi insanoğlu kendini güvende hisseder, yarına umutla bakar, geleceğin hayallerini bugünden kurmaya başlar.
Sigortalarız hayatımızı sigortalamasına ama yolda ufak bir kaza geçirsek sigortayı devreye sokmak yerine hemen birbirimize güvenir tamircinin yolunu tutarız. Çünkü sigorta şirketleri ertesi yıl öyle bir sigorta meblağı çıkartırlar ki karşınıza, dudağınız uçuklar. Trafik sigortasında böyle iken şartlar, sağlık sigortasında tersine işler kurallar. Kendine özen göstermeyen, spor yapmayan, verilen vücudu hor kullanan insanlarla kendine dikkat eden, spor yapan insanları aynı kefeye koyarız. Hastalık hastası veya ilaç bağımlısı insanlarla doludur sağlık kurumları. Tabii ki sağlıklı bir insan olarak hasta olmaya görün bu insanlardan size sıra gelmez.
Sıra gelinceye kadar da hastalığınız geçer. Eğer trafik sigortası gibi olsaydı kurallar bu kadar dolu olmazdı hastaneler.
İnsanlar genel sağlık sigortası yaptırır ama yine tutarlar özel hastanenin yolunu. Çünkü başını hastadan kaldıramayan doktorların artık yüzünüze bakacak takati bile yoktur. Daha kapıdan ilk girdiğinizde suratınıza bakmadan, derdinizi tam olarak anlatamadan reçeteniz hazırdır. Sizde ilgilenilmediğini düşünür özelin yolunu tutarsınız. Çünkü özelde kapıda karşılarlar sizi, kolonya ve şekerlerle uğurlarlar.
Bütün bunların yanında son zamanlarda yeni sigortalara da ihtiyacımız var. Mesela enflasyon sigortası, hayat pahalılığı sigortası, liyakat sigortası, iftira sigortası, fişlenmeme sigortası, aldatılmama sigortası, dürüstlük sigortası…
Maazallah bir bakmışsınız biri size iftira atmış ve yargılanmaya başlamışsınız. Belki aklanırsınız aklanmasına ama o aşamada bütün hayatınız perişan olmuş. İftira atanda geçmiş köşeye elindeki kahvesini yudumluyor.
Ya da tam maaşa zam geldi diye sevinirken; elektrik, doğalgaz, kira, market derken zam çoktan buhar olmuş. Ve aklınıza bir anda Orta Direk Şaban filmindeki “Zama Zam” repliği gelmiş.
Yıllarınızı vermiş tam bir alanda uzman olmuşsunuz artık terfi bekliyorsunuz ama o da ne! Size verilmesi gereken kadro o işle ilgili olmayan kişiye verilmiş sizde üstüne bir bardak su içivermişsiniz.
Kim bilir... Belki bir gün sigorta şirketleri bu alanlara da el atar. Belki o zaman gerçekten hepimiz kendimizi biraz daha güvende hisseder, geleceğe umutla bakabiliriz.
Gerçekten sigorta şirketleri bu poliçeleri satmaya başlarsa eğer ilk müşterileri de biz oluruz.