Dedem Beni Düşünmemiş

Dedem Beni Düşünmemiş

Toplumu oluşturan en küçük mihenk taşı ailedir diye lise yıllarında kompozisyon yazarken bir cümle kurardık.
Şimdilerde ise sosyolojide sık geçen bir cümle kullanıyoruz.Toplumu oluşturan grublar.

Sosyolojide bir çok farklı grublamalar yapılmış.Niceliklerine , kuruluş biçimlerine, sürelerine, ilişki biçimlerine göre gibi.

Bunlardan ilişki biçimine göre sınıflandırma yapan, Amerikalı Sosyolog Charles Horton Cooley, toplumu, birincil grup ve ikincil grub olarak ayırmış.Birincil grub tanımını yaparken, grup üyelerinin yüz yüze ilişkiler kurduğu, sınırlı sayıdaki üyenin oluşturduğu grup olarak belirlemiş.Aile,arkadaş,komşuluk gibi yakın çevreyi bu gruba dahil etmiş.

Bu grubun özelliklerini ise şöyle sıralamış.

Bu tür gruplarda üyeler yakın ve samimi ilişki içerisindedirler. Üyeler, birbirlerinin davranışlarını sınırlar veya şekillendirirler. Üyeler birbirlerinin kişisel özelliklerini ve gruptaki rollerini bilirler. Üyeler arası ilişki duygusal temele dayanır. Grubun ilişkilerini düzenleyen kurallar gelenek ve göreneklere dayanan kurallardır. Grubun kuralları üyeleri üzerinde toplumsal denetimi sağlayabilecek güçtedir. Gruptan dışlama veya ilişkiyi kesme bu grupların cezalandırma şeklidir.

İkincil grupları ise üyelerden ve yazılı kurallara bağlı olarak bir araya gelen grublardan oluşur. Üyeler arası ilişkilerin daha çok akılcı ilkelere dayanır. İlişkilerinin temelini grubun hedeflerinin gerçekleştirilmesi oluşturur. İkincil gruplara, siyasi parti ve devlet örnek olarak verilebilir.

Bu grublardan birincil grub içerisinde olan, aile kavramı üzerine bizde,biraz yoğunlaşarak, aile ve zenginlik, aile ve eğitimli olmak , aile ve sağlıklı olmak gibi durumların nereden kaynaklandığını ve sebebleri üzerine biraz ailecek kafa yorduk.

Doğuştan zengin veya doğuştan eğitimli aileye gelmek.Sağlıklı genlerle ve dedelerin zenginliğinde büyümek ve üç, beş kuşak eğitimli ailede yetişkin olmak..
Tüm bu etkenler kişinin şu andaki olduğu yeri belirleyen nedenlerdi.Bu konuda hepimiz hemfikirdik.Fakat "Kişinin kaderini kendi çabasına bağlı kıldık" diyen yaratıcının mesajından hareketle kişisel çaba konusunda fikir olarak biraz ayrı düştük.

Evet tüm bunlar kolaylık ve avantaj olarak etkili olabilir.Eğitimli bir ailede büyümek,eğtimli bir çevrede yaşamak insanı daha bilgili yapabilir veya zenginlik bir çok konuda önde olmayı sağlayabilir fakat kişisel olarak yapılacak birşeylerde elbette ki vardır.
Bu konuda dünyada bir çok örnek var.Dijital çağda bu daha da çoğaldı.Genç girişimciler şu anda dedesinden kalacak mirasın on katı daha çok zenginliğe sahip.Veya hiç eğitim almamış bir ailede büyüyen bir birey, üç nesil eğitimli bir ailede büyüyen bir bireyden daha çok bilgili ve toplumsal davranış olarak daha ileri seviyede olabilme kapasitesi var.

Dedem beni düşünmemiş zengin olmamış ben niye torunlarımı düşüneyim demek bir sınırdır. Düşünce şekli olarak kişi hem kendini hem grub içindeki diğer üyeleri sınırlar ve şekillendirir.Veya ben ebeveynlerimden böyle gördüm diye bir çaba içerisine girmeyerek kendini hiç bir alanda yetiştirme gereği duymamak yine kendine ve diğerlerine sınır koymak demekdir.

Sonuç olarak, toplumu oluşturan insanlar ister aile,ister oyun arkadaşı isterse bir dernek çatısı altında olsun, hangi grub altında bulunursa bulunsun birbiriyle etkileşim halindedir. Cooley'in dediği gibi grub üyeleri birbirini hem sınırlar hem şekillendirir.O halde birey olarak yapılması gereken, kişinin içinde bulunduğu grubda, kendi ilişkilerinin farkındalığını edinmek ve kişisel çabayı her daim sürdürmek.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Halime Bilgin Arşivi