Yeni Kurallar
Kurallar, hayatımızı kolaylaştırmak; kaosu ve kargaşayı önlemek için konulmuş birer can simididir. Kuralları koymak elbette çok önemlidir; ancak onları herkese ayrım yapmadan uygulamak ve çiğneyenin bir daha teşebbüs bile edemeyeceği şekilde uygun bir yaptırımla karşılık vermek de en az koymak kadar önemlidir. Hatta belki de daha da önemlisi; uygulamak, bıkmadan usanmadan takip etmek ve vazgeçmeden sürdürmek. Çünkü çoğu zaman sorun kanun eksikliği değil, uygulama eksikliği. İlk günler sıkı denetim, bol ceza, yüksek sesli söylemler sonra yavaş yavaş gevşeyen bir irade.
Evet, yeni trafik kurallarımız hayırlı olsun. Bakalım kurallar nasıl işleyecek? Gerçekten hayatımıza kolaylık ve huzur getirecek mi? Herkesi çileden çıkaran magandalar bu kanunlardan korkacak mı? Parası olan “nasıl olsa öderim” mi diyecek!
Siyasetçiler ve futbolcular geçtiğinde her köşe başında gördüğümüz polisleri artık her zaman görecek miyiz?
Yıllardır sadece MOBESE kameralarından hız ve kırmızı ışık cezaları yazılmakta olduğunu gördük sahada ise pek bir denetim görmüyoruz. Sahaya inmeden yapılan denetimlerde caydırıcılık özelliği azalmakta ve insanları duyarsızlaştırdığına şahit olduk. Peki, bizim bu hız, kırmızı ışık ve araçtan inip saldırmaktan başka hiç mi sorunumuz yok?
Keşke; yaya geçidinde yayaya yol vermeyenlerin gözünün yaşına da bakılmasa idi, aynı şekilde yola sağdan soldan çekirge gibi atlayan yayalara da gerekli yaptırımlar uygulanacak kurallar da konulsaydı. Üst geçit yapmayan belediyelere de bir sorumluluk yüklenseydi. Araçla diğer aracı arkadan selektör ve düdükle taciz eden araçlara da ağır yaptırımlar olsaydı. Aracını uygunsuz yere park edene, kaldırımlara koyanlara, araçlarından çöp atanlara da ağır cezalar olsaydı. Hatta bir uygulama olsaydı da bütün vatandaşlar, bu tür şikâyetleri o uygulamadan fotoğraflı bir şekilde bildirseydi de hem devlet kazansaydı hem de vatandaş.
Hatırlar mısınız, bir ara hepimize yaya geçidi konusunda mesajlar atılmış, haberler günlerce konuşmuş, yol vermeyenlere aylarca ceza yazılmıştı. Peki, sonra ne oldu?
Sonucu hepimiz biliyoruz. İnşallah bu düzenlemeler de sadece ilk heyecanla kalmaz, kâğıt üzerinde eriyip gitmez. Oysa adaletin etkisi, sürekliliğiyle ölçülür; anlık sertliğiyle değil. Eğer kontrol ve denetim olmazsa, ehliyetsiz araç kullanan da kuralları çiğneyen de bir süre sonra cesaret bulur. Kanun var ama uygulama yoksa gerisi maalesef boşa düşer.
Yazımızı tarihten bir örnekle taçlandıralım; Kanuni Sultan Süleyman Osmanlı İmparatorluğu’nda “Kanuni” lakabıyla anılan tek sultandır. Bu unvanı almasının sebebi, koyduğu kanunları imparatorluğun en ücra köşesine kadar kararlılıkla uygulatmasıdır. Hatta bu yönüyle Amerika Birleşik Devletleri Temsilciler Meclisi binasında bir büstünün bulunması da dikkat çekicidir. Ondan sonra gelen sultanlar da kanunlar koymuş, cezalar da ağır olmuş hatta idam cezası; ancak denetim ve cezalar çoğu zaman ilk aylardaki sıkılıktan sonra gevşemiş. Cezalar kâğıt üzerinde dursa da uygulanmayınca, korku da caydırıcılık da zamanla ortadan kalkmış.
Zaman, bize tarihin tekerrür edip etmeyeceğini gösterecek.