Yılmaz Sandıkcı

Yılmaz Sandıkcı

Savaştaki Bir Ülkeden Selamlar

Kuzey komşularımız Rusya ve Ukrayna savaşıyorlar ama Rusya’da konuştuğum kişiler çoğunlukla savaş yerine “özel operasyon” demeyi tercih ediyor. Çünkü, Ruslar ve Ukraynalılar aynı Slav kökünden gelen kardeş milletler. Bazı Ruslar biz kardeş Ukrayna ile değil Ukraynayı Rusyaya karşı kışkırtan emperyalist, kapitalist güçlere karşı savaşıyoruz diyorlar.

*

Hoş, bu işler kardeşliğe bakmıyor. Ona bakarsan Araplar ile İsrail de tarihin derinliklerinde aynı kökten gelen kardeş milletler ama sürekli savaştalar. Hatta stratejik düşünenler, “dünyadaki barışsızlığın sebebi” bunlardır derler… Öte yandan Filistinliler Müslüman olsa da Arap değil diyen ırkçı Araplar da var. Belki de bu yüzden İsraile karşı korumuyorlar, üstelik Filistini koruması için Türkleri kışkırtmaya çalışıyorlar. Yani durumlar çok karışık ve biz bu karmakarışıklığın arasında oturuyoruz. İşte bu yüzden “dünyanın akupunktur noktasındayız” diyorum.

*

Kapitalist blok ise bazen mazlumun yanında bazen zalimin yanında oluyor. Bunlar için menfaatten ötesi yok, adalete bakmıyorlar. Önemli olan biz nerede duracağız? Gücün yanında mı adaletin yanında mı?

*

Rusya, batının koyduğu ambargoya çoktan adapte olmuş durumda, çoğu batı markasını Rusçaya çevirmişler ve eskisi gibi devam ediyorlar. Çin malları da eksiği doldurma fırsatını iyi değerlendiyor ve Rusya ile ticaretini artırıyor. Peki biz komşumuz ile ticarette neredeyiz?

*

Benim kapitalist düşünce sisteminden gördüğüm bir yanlış veya maraz burada kendini gösteriyor yine; kapitalist kafanın daha fazla kâr amacı ile ucuz iş gücünü sömürmek için yatırım yaptığı Çin, bu “sömürü düzeninden sağladığı gelişme” sayesinde ambargodan dolayı Rusya’nın eksiklerini hızla karşılayabilir hale gelmiş bile. Özellikle sanayi makineleri ve otomobil piyasası Çin markalarının eline geçmiş durumda… Peki Türkiye ne durumda?

*

Zulüm altındaki “Uygur Türklerine sahip çıkma konusunda Çini karşımıza almaktan korkuyoruz” şeklinde yorum yapanlar oluyor, peki Filistin için karşımıza aldığımız İsrail, Çin’den daha mı az güçlü? İsrail bir tutam ülke olabilir ama dünyanın heryerinde hemen hemen her devlette gerek finans, sermaye, teknoloji ve gerekse siyaset, medya ile kucaklar dolusu bir güce sahip. Hatta etki alanı açısından Çin’den bile daha güçlü ve dahi tehlikeli olduğu düşünülebilir… Değil mi? Bunu düşünmek yerine Türkiye kırk katır mı kırk satır mı arasında seçim mi yapıyor yoksa? Dünyanın akupunktur noktasını yöneten siyasi irade böyle bir durumda seçim yapmak zorunda kalmak yerine niçin kendi tercihini ortaya koymuyor acaba? Elbette kolay değil ama kolay olsa herkes yapar değil mi?

*

İşi zorlaştıran unsurlardan biri de kapitalist, emperyalist veya sömürgeci kafanın davranış şeklilleri, kapitalist kafa işgal ederek sömüremezse, din ile ticaret ile araya maşa koyarak sömürüyor hedefe koyduğu ülkeleri. Öyleki aklını, kapitalist kafanın düşünce seviyerinde kullanamayan bazıları, kanını emenleri din kardeşi diye korumaya alıyor, bir sonraki adımı düşünmeden!

*

Kavganın kazananı olmaz der eskiler, kavgada bir taraf daha az dayak yer belki ama kavganın asıl kazananı ya kayvayı organize edenlerdir ya da seyirciler arasındadır. Modern savaşlarda da böyle değil mi?

*

Dönüp kendimize bakalım, bu durumları anlayacak ve bu durumlara uygun politikaları geliştirecek kafaları yetiştirebiliyor muyuz, geliştirebiliyor muyuz ve getirebiliyor muyuz devlet kadrolarına? Doğru kişileri aday gösteriyor muyuz seçimlerde?

*

Anı kurtarmak için değil geleceği hazırlamak için stratejik düşünebilenlere, başkalarının tarafını tutmak yerine kendi tarafını güçlendirmeye çalışanlara Rusya’dan selam ve dua ile…

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yılmaz Sandıkcı Arşivi